İstanbuldaGece karanlığında bir mumun aydınlattığı bir bölge gibi köhne ve ruhsuz kaldım İstanbul da
Ya da kelimenin tam anlamıyla bu sonsuz uzay boşluğunda herhangi bi yerde bulana herhangi bir gök taşı gibi ufak ve sessiz kaldım yalnızlığımda
Görmeye can dayanır mı bu sahneler hep aynı
Son sahnede bir göz, çekmeceyi kıralı yıl olmuş
Kaybolan dünyanın izi bulunmamış olmalı ki
Tek bir gün bile doğmazken üşüyoruz güneşin sıcaklığında
Hapsolmuşuz heybeye savrulmuş anılarımız
Dondurulmuş duygularımız sömürülmüş yontulmuş
Kadere tek bir şut ve tek bir gol yedi tarih
Kedigözünde gördüğüm masal misali
Yarattığın bu dehşet şimdi yutarsa seni
Konuş o zaman geriye bakmadan yapabilirsen
Ne uçurumlar gördük atladık da yaşıyoruz hala
Gör bi solu cehennemin tadını
Hayatı zindan eder götürür
Şiddete şiddet sorulur
Gömer başını ufuklarda
Açılmak varken o masmavi denizlerde
Unuttuk artık geçmişe geçmişlik yakışır
Doğruya dik gidiyoruz yarı baygın bi şekilde
Uçuşursa yine anılar unutmuşuz artık
Hayata dair tüm yokolmuş artık
30.11.90Yıllardan 1990, aylardan kasım, günlerden kasımın son günü...
Kara bir kış ve soğuk hava dalgası...
Saat 09:30 da elveda diyerek bulunduğum hazneden çıkınca ilk nefesimi aldım soluksuz...
O gün hiç ağlamadım mutluydum çünkü hayatın ilk nefesini almış ilk renklerini görmüş ilk kalp atışımı duymuştum...
Zaman su gibi ki 16 yıl ne çabuk geçmiş ve bitmiş hayret...
Dolu dolu 17 sene...
Daha varolmamışken hayatı sezmek...
Hayatla tanıştığım o gün sadece bir bebek olmak benim için olağanüstü...
Yaşam ve ölüm...
Birbirine ne kadar zıt dursada aslında birbirine bağlı iki kavram...
Bir bebeğin ilk düşündüğü ben nerdeyim sorusu aklımda...
Tam yaşıyo sayılmazken yaşam ve ölüm arasında bir bebek...
Ve işte o gün hayata baktığımda anlam yoksunu bir canlı görüyorum şimdi..
Zaman geçerken yitirdiğim değerleri anlıyorum şimdi..
Ve bugün...
Bugün hayatla tanıştığım günün 17. senesi...
Huzur dolu nice senelerime diyerek yazıya noktayı koyuyorum.
TekarrürYukarıya bak!...
Gök hiç bu kadar kararmışmıydı daha önce?...
Sesler hiç bu kadar boğuk gelmişmiydi kulağa?...
Huysuzluk bazında bir dilek...
Ve bir dizi saçmalık...
Hayatın öbür tarafından bu tarafa ne değiştirebildin?
Hiç sordun mu kendine?
Sorun nedir aslında?
Ya da hüzünle neşelenen birini gördün mü hiç?
Duygusuzluğun sınırındayken bir şıngırtıyla kırıldı mı kalbin?
Kocaman şehirlerden uzaktayken yalnızlığın canını acıttığını hissettin mi hiç?
Ya da şu bulutların oluşturduğu kaosa daldın mı bir gece vakti?
Sis kokusu duyunca ürperdin mi?
Asla dediğin olumsuzlukların kovaladı mı sen uyurken?
Veda ederken ki o iğrenç hissi tekrar tekrar izledin mi zihninde?
Sen hiç duyabildin mi sahil kuşlarının konuştuklarını?
Hiç duyabildin mi ne diyor yağmur?
Hiç duyabildin mi ne istiyor karanlık?
Hayır demeye bile bi habersin aslında...
Garbında bir tek parıltı...
Hani olurda bir gün hatırlanırsam sus...
Sessizlik daima hepsinden daha iyidir...
Ve eğer rıhtımda olursan gülümse yıldızlara...
Çift Ruha Çift BedenKaç bahar gördü bu ömrüm
Kaç yıla bölündü şu gönlüm
Hayal meyal hatırladıklarımdan kaçı huzur kaçı söz
Gitmekten yana tercihlerimden kaçı olumluydu ki kaçı şartsız
Susmaktan gözlerimde kalmamışken canlılık neye yarar neye
Uykusuzluğun sınırında çömelmiş beden direnir mi halen
Kaç bahar dayanmış yanaklarımdan süzülen o tuzlara
Kaç son başlangıcı getirmiş ardından çığır aşarak
Neye yarar ki artık
Belki de bir damla uyku iyi gelir ruhuma
Çoğu kelimenin vurguladığı gibi ölmek sebep ise dirilmek amaçtır.
Unut ve HatırlaHayattan beklentim neydi?
Bunca zaman ne istedim ki?
Kime ne zararım oldu?
Neyi değiştirebildim?
Nasıl sakin olabildim?
Hatırlamıyorum…
Hatırlayamıyorum ki
Bir nedeni var mıydı? Ya da her hangi bir ayrıntı
Hiçbiri sanıldığı gibi değildi aslında
Davranışlarımın hiçbiri nedensiz değildi
Bunalım nedir ki?
Tam anlamını söyleyebilir misin?
Ya da senin fikrin sadece
Ama bu dünya sonlu
Bunu biliyorum, biliyorsun ve biliyorlar
‘Kimsenin kimsede düşüncesi yoktur.’
İşte bu benim fikrim
Yok kavramından etkinleşen hücrelerimde bir duygu huzmesi belirdi ve kavramanın sınırına ulaştığı anda kendini yok etmeye başladı işte buna unutkanlık diyoruz…
Yok kavramı böyle bir şey
Tabi her kişiye göre değişebilir…
Bu sadece bir fikir ya da sadece benim düşüncem…
AbsorbeAyın son günü
Tıpkı bir anka kuşunun ölümünün gelmesi gibi
Hani ankalar yanarak ölürler ya
Sonra küllerinden tekrar doğarlar
Tuhaf aslında hayat döngüsü
Bir sona bir başlangıç oluşumu
Hangi birimiz hangi şekillerden tanınırız
Karman çorman bu bulutlar
Hissiyatten kibirli insanımız
Çoğu sarmaşık çoğu anlamsız
Uçuk kaçık fedin tarzı
Limitsiz küpür saklanmış saf dışı
Ve ruyetsiz fetişistlikten bozma cümleler
Adavetlik edenlerle olma bu söz
Kabul görmüş bilirkişilik tezi
Dünya umru kaybolmuştu vasiyetten önce...
Bir Akşam ÜstüUsta oyuncular gibi şen şakrak güldüm yine bir Pazar günü
Aklımdaki sorulardan sıkılmışım belli ki
Dostane kapıları yüzümde kapalı hala
Haber alamadım giden ruhumdan geriye
Sustum belki ya da susmaktı belki
Kimsenin ömrüne biçilemez bu yankı
Küme küme dizildi gözlerimde
Sanki can çekişiyordu yıldızlar gökyüzünde
Olmamalı biliyordum sormamalıydı
Hata kimde peki?
Suyun akışı sadece yön verirsen değişir
Nödüllü bir hasta gibi tuhaf seslerin var artık
Uzaktan naralarla gelen keyifsiz bir bakış
Suç ortalıkta delil bırakırsan senindir aslında
Ama bu son
Asıl bu sona karşıyım heybetli
Asıl bu gürültü canımı sıkan
Bu çığır aşamaz asla
Göründüğü gibi değildir çünkü yaşam
Korkmadan ölmek tek arzum
İçim rahat ayrılmak dünya denen bu kâinattan…
Kısa BulgularTarihin öneminde bir yer belirlediğim zaman sesimdeki titreşim bütün evrende yankılandı sanki
Çağ dışı boyutsuz gülüşlerime aldırmadan devam ettim yoluma
Bir çare aramaktaydım oysaki tek umudum biraz kaybolmaktı
Sadece biraz huzur istemiştim oysa
Şans bu ya olmayınca olmuyor tabi
Hayattan daha ne kadar ders almam gerekiyor?
Cevap bulduğumu sanmıştım yanılmışım
Günüm tersine dönmekten vazgeçmiyor ki hiç
Zaman aşımı ile bir kez daha dokundum gözümdeki merceğe
Gerçek mi yoksa varsayım mı anlamak bile istemiyordu aklım
Demek dünyaya pembe gözlüklerle bakmak deyimi doğruydu
Yorum yapamıyordum artık aklımda bir şüphe belirmişti
Ya deli olma yolunda bir adımsa bu
Diye düşündüm bütün gün
Ama sonradan farkettim ki bu sadece pembe bir buluttu
Güneşin batarken ki yansımasıyla adeta utanırmışçasına pembeleşen bir buluttu bu Gökyüzünde süzülen....
Gün DönümüŞahsa dair cümleler kurmaya gönüllüymüş
Hiç de kendine güvenmez aslında
Şaşırmadım da değil hani
Zamanın çoğunu yalnız geçiriyor belli
Bakınca görünen sadece sureti
Nerede içindeki o çocuk ruhu?
Bahçelerde koşturur oyunlar oynardı eskiden
Ama şimdi başka bir oyunda
Bu sefer ebe olan o
Hayatı arıyor hergün
Bulursa eğer bir gülücük borcu var vicdanının
Güneşi batarken rahatsız etmeye söz verdi gözleri
Bekliyoruz halen yakında seslenişi....
Vaziyetten UyumAşka mahviyet yok sanırdım kimilerini kuşatırdı sevda ama yanılmazdı üstelik sarhoş ederdi aklı oyun temsilinde
Sanırdım bir gün gidecek bir gün gelecek bölünecek rengim
Tavır alınan gökyüzünde son buluşma gibi soluksuz oksijensiz kalmış dolunay
Rıhtım her zamankinden daha bi ürkek şimdi daha bi suskun, sessiz, buğulu…
Savaş alanlarını hep merak etmişimdir oysaki değersiz bedenlere değersiz mezarlarmış tıpkı sahte gülücüklerle koşarak yanıma gelen insanlar gibi
Şüphesiz neşeli olmam lazımdı son zaman fakat kendimi bildim bileli uymuyor fikrime bu fikir
Belki hayatı öğrenirken çok düşebilirim ama unutmadığım iki şey var biri ruhum diğeri huzurum
Tümsellikten bütünselliğe geçiş yaptığım zaman kendimde gördüğüm sadece trajediydi
Bir örsle yıkıldı kişiselliğim, çalındı suretim temenni olmaya geç kaldım bazı bazı
Attığım her adımım, aldığım her nefes kadar acıtıyor kalbimi içten
Anlık krizlerden kurtulmaya yok çarem birden göçmek için çabalayamıyorum eskisi gibi
Ruhsal zihnim beni çağırmaktan öte alıkoyuyor parmaklıklar içinde
Düşünemiyorum sakin olamıyorum tedirgin
Biraz kızgın, biraz küstah, biraz ukala ve biraz da deli olmak lazım aslında...
......................................................................
NOT: Yazılar bizzat kendi tarafımdan yazılmış olup yorumlarınızı bekler!!

Umarım beğenirsiniz
( Ayrıca hangi yazıyı beğendiyseniz başlığını belirtmeyi unutmayın şimdiden teşekkürler

)