|
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 08 Mayıs 2008, 12:22:40 » |
|
AGACLAR
Bilinmez biçimler çiziyor Havada sesi. Kimi çiçeğe durdu Güzellendi kimisi..
Çağları emziren toprak Çöllenirken acıdan Kimi kurudu kaldı Ölümü yendi kimisi..
AGIT DEGİL
Gücünüz varsa sizin Sözcüğü tutuklayın. Öğrenci, kitap, türkçe En güzel kavramı dilimin Özgürlüğü tutuklayın...
Ben ki düşünüyorum Var olduğumdan beri Silahlar bana dönük Savaşlar sizin için Gücünüz varsa artık Usumu tutuklayın...
Açtı kendini, bir bayrak gibi işte Ölümün üzerinde Hasan Tahsin Bu silah başka silah Bu ölüm başka ölüm Gücünüz varsa sizin Ölümü tutuklayın...
ARARSAN
Dağ yolları gibiyizdir, uzağa düşeriz Ararsan şiirin gurbetinde ara bizi. Belki rüzgârımız ses verir bir dizeden, Belki bir imgeye vurur düşlerimiz...
ARMAĞAN
Bunca yol çok ışık birikti avuçlarımda Senin olsun Esinlen sevgi dokuyan ellerimden Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği Sabrım senin olsun Aşkım senin olsun..
Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar Mahpushane avlularında boy verdi, Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda Her görüşte vurulduğumuz ana evren Özgürlüğe boyadi saksımdaki çiçeği Senin olsun...
Biz ki acılar döneminden Ellerimizi kirletmeden geçtik Direncim senin olsun Sevgim senin olsun...
BENDEN SOR
Bunca acının çiçeği içimde büyüdü Mahpushane saksılarındaki baharı benden sor.
Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese, Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor.
Silahlar doğanın yüreğini arıyor durmadan, Bu kan kokusunun ürettiği soruları benden sor.
Gördük ki, türkülerin sonu yok dilimizde, Kopup geldikleri dağları benden sor...
ELINDE SENIN
Gecenin karanlığında bir yol bul Sokağımı ara, yokuşumdan in Gölgemi görürsen penceremi vur Anıların feneri elinde senin...
Bezginlik mi saran kentimi, Burama kadar dayandı işte Mağaralara kapanmış gördüm kendimi Haramiler arasında bütün gece...
Neyi bildik acılarla gelen, Kapattı kapımı, penceremi Işığını söndürdü, tuttu elimden, Sayrılıksa bu, n'apacağı belli mi..?
Gecenin karanlığında bir yol bul Sokağımı ara, yokuşumdan in. Gölgemi görürsen penceremi vur, Umarların feneri elinde senin...
MASALIMSI
Onlar bu denizlerin son melekleriydiler Kaç yıl mavilere karışmamı beklediler..
Geldim, yelkenimde kadırgaların görkemi En belalı dalga bile tutamazdı beni..
Ne külhanbey bıçağı, ne jandarma süngüsü Göğsümde gizlediğim yüz görümlüğü..
Evrenin boynunda yanıp sönene değin Hamlet'i Ofelya'sına götüreceğim..
Benim, sabır kapısındaki ilk çilehan Su içer gibi geçtim şeytan sofralarından..
Duyarlığı kendinde gelişen öykü Haram sözcük nedir bilmedi çünkü..
Onlar bu denizlerin son melekleriydiler Kaç yıl mavilere karışmamı beklediler..
NEDEN SONRA
Yaşam gölgesidir sabrımdaki gerçeğin Yorgun damarlarımı sevindiren. Düğümlerin gizini çözmeye geldim Cinnet orduları geçti bahçemden...
Yaşasam, bende kalan doğanın görkemini Çiçeklerle koklaşsam, kuşlarla söyleşsem. Esinlerin dalgasına bıraksam kendimi Sarhoşluğun bordasına vurdukça evren...
SEVGI ORMANI
Bu sevgi ormanında Ağaçlar gözlerimin içine güldüler Soluğumda yeşiller çiçeklendi..
Bunca yıl özümsediğim güzel şeyler Kirlenmiş suları arıttı denizlerimde Garipliğimin gökyüzüne yeni maviler geldi..
Ve acıdan çatlayan damarlarıma inat Yeni soluk yatakları yarattı yüreğimde Sevecenliğin yarattığı hayat..
ULKESI AGIDISTAN
Uykulardan sıçradığım her gece Kuşku, doğasına yürüdü gerçeğimin. Ya senin gözlerindeki ışık sönmüşse, Ya damarlarımdaki kan donmuşsa benim..
Ya da yangın sonrası bir orman Gibi ıssız ve hüznüne alışık. Ölümün rengine sözcükler arıyorsa şimdi Ülkesi ağıdistana dönmüş bir ozan..
YIRMI IKI YIL SONRA
Unutulmaya kalkan bir trenin Eski bir istasyona bakan penceresinde Bir yolcuyu sorar gibi arayan Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri Daha ilk kampana bile vurmadan Yalnızlığın kelepçesini taktı içime...
Şehir arkada kaldı, geçtiğim son caddeden Ne yasakların gölgesini alnında gördüğüm Işığı kilitleyen karanlık kafeslerinde Bu sonsuz özgürlüğe ne zaman varmışım ben Dünyanın duygusunu gözlerinde içeren İçimdeki adam, kabına sığmıyor gene...
Kaç akşam geçirdiğim Birinci Şubeden, Bir tünelden kopar gibi çıkıyor trenimiz Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri Hangi yalnızlığa gittiğimizi söyler mi?...
|