Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sükran Kurdakul  (Okunma Sayısı 77 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« : 16 Nisan 2008, 10:47:24 »

Şükran KURDAKUL
( 1927 - - )

HAYATI:

  1927 yılında İstanbul'da doğdu. İzmir Karşıyaka Lisesi'nde öğrenim görürken komünizm propagandası suçlamasıyla tutuklandı.
Okuldan çıkarıldı.İzmir Belediyesi'nde memur olarak çalıştı.İstanbul'a taşındı.Banka memurluğu yaparken yine komünizm propagan-
dası suçlamasıyla tutuklandı.
   Serbest kaldıktan sonra bir süre gazete ve dergilerde düzeltmenlik yaptı.Yelken dergisini yönetti.Ataç ve Eylem dergilerini
çıkardı.Ataç Yayınevi'ni kurdu ve yönetti.Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyeliği yaptı. İşçi Partisi'nde Balıkesir İl
Başkanı olarak görev aldı. Toplumcu şiirlerinin yanısıra öykü, inceleme ve araştırmalarıyla da tanınıyor.

ESERLERİ:

Tomurcuk (1943)
Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944)
Giderayak (1956)
Nice Kaygılardan Sonra (1963)
İzmir'in İçinde Amerikan Neferi (1965)
Halk Orduları (1969)
Acılar Dönemi (1977)
Bir Yürekten Bir Yaşamdan (1982)
Ökselerin Yöresinde (1984)
Ölümsüzlerle (1985)
İhtiyar Yüzyıla (1997)

 
Logged
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 08 Mayıs 2008, 12:22:40 »

AGACLAR

Bilinmez biçimler çiziyor
Havada sesi.
Kimi çiçeğe durdu
Güzellendi kimisi..

Çağları emziren toprak
Çöllenirken acıdan
Kimi kurudu kaldı
Ölümü yendi kimisi..



AGIT DEGİL

Gücünüz varsa sizin
Sözcüğü tutuklayın.
Öğrenci, kitap, türkçe
En güzel kavramı dilimin
Özgürlüğü tutuklayın...

Ben ki düşünüyorum
Var olduğumdan beri
Silahlar bana dönük
Savaşlar sizin için
Gücünüz varsa artık
Usumu tutuklayın...

Açtı kendini, bir bayrak gibi işte
Ölümün üzerinde Hasan Tahsin
Bu silah başka silah
Bu ölüm başka ölüm
Gücünüz varsa sizin
Ölümü tutuklayın...



ARARSAN

Dağ yolları gibiyizdir, uzağa düşeriz
Ararsan şiirin gurbetinde ara bizi.
Belki rüzgârımız ses verir bir dizeden,
Belki bir imgeye vurur düşlerimiz... 
 


ARMAĞAN

Bunca yol çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği
Sabrım senin olsun
Aşkım senin olsun..

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda
Her görüşte vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadi saksımdaki çiçeği
Senin olsun...

Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik
Direncim senin olsun
Sevgim senin olsun...



BENDEN SOR

Bunca acının çiçeği içimde büyüdü
Mahpushane saksılarındaki baharı benden sor.

Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese,
Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor.

Silahlar doğanın yüreğini arıyor durmadan,
Bu kan kokusunun ürettiği soruları benden sor.

Gördük ki, türkülerin sonu yok dilimizde,
Kopup geldikleri dağları benden sor...



ELINDE SENIN

Gecenin karanlığında bir yol bul
Sokağımı ara, yokuşumdan in
Gölgemi görürsen penceremi vur
Anıların feneri elinde senin...

Bezginlik mi saran kentimi,
Burama kadar dayandı işte
Mağaralara kapanmış gördüm kendimi
Haramiler arasında bütün gece...

Neyi bildik acılarla gelen,
Kapattı kapımı, penceremi
Işığını söndürdü, tuttu elimden,
Sayrılıksa bu, n'apacağı belli mi..?

Gecenin karanlığında bir yol bul
Sokağımı ara, yokuşumdan in.
Gölgemi görürsen penceremi vur,
Umarların feneri elinde senin...




MASALIMSI

Onlar bu denizlerin son melekleriydiler
Kaç yıl mavilere karışmamı beklediler..

Geldim, yelkenimde kadırgaların görkemi
En belalı dalga bile tutamazdı beni..

Ne külhanbey bıçağı, ne jandarma süngüsü
Göğsümde gizlediğim yüz görümlüğü..

Evrenin boynunda yanıp sönene değin
Hamlet'i Ofelya'sına götüreceğim..

Benim, sabır kapısındaki ilk çilehan
Su içer gibi geçtim şeytan sofralarından..

Duyarlığı kendinde gelişen öykü
Haram sözcük nedir bilmedi çünkü..

Onlar bu denizlerin son melekleriydiler
Kaç yıl mavilere karışmamı beklediler..



NEDEN SONRA

Yaşam gölgesidir sabrımdaki gerçeğin
Yorgun damarlarımı sevindiren.
Düğümlerin gizini çözmeye geldim
Cinnet orduları geçti bahçemden...

Yaşasam, bende kalan doğanın görkemini
Çiçeklerle koklaşsam, kuşlarla söyleşsem.
Esinlerin dalgasına bıraksam kendimi
Sarhoşluğun bordasına vurdukça evren...




SEVGI ORMANI

Bu sevgi ormanında
Ağaçlar gözlerimin içine güldüler
Soluğumda yeşiller çiçeklendi..

Bunca yıl özümsediğim güzel şeyler
Kirlenmiş suları arıttı denizlerimde
Garipliğimin gökyüzüne yeni maviler geldi..

Ve acıdan çatlayan damarlarıma inat
Yeni soluk yatakları yarattı yüreğimde
Sevecenliğin yarattığı hayat..



ULKESI AGIDISTAN

Uykulardan sıçradığım her gece
Kuşku, doğasına yürüdü gerçeğimin.
Ya senin gözlerindeki ışık sönmüşse,
Ya damarlarımdaki kan donmuşsa benim..

Ya da yangın sonrası bir orman
Gibi ıssız ve hüznüne alışık.
Ölümün rengine sözcükler arıyorsa şimdi
Ülkesi ağıdistana dönmüş bir ozan..




YIRMI IKI YIL SONRA

Unutulmaya kalkan bir trenin
Eski bir istasyona bakan penceresinde
Bir yolcuyu sorar gibi arayan
Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri
Daha ilk kampana bile vurmadan
Yalnızlığın kelepçesini taktı içime...

Şehir arkada kaldı, geçtiğim son caddeden
Ne yasakların gölgesini alnında gördüğüm
Işığı kilitleyen karanlık kafeslerinde
Bu sonsuz özgürlüğe ne zaman varmışım ben
Dünyanın duygusunu gözlerinde içeren
İçimdeki adam, kabına sığmıyor gene...

Kaç akşam geçirdiğim Birinci Şubeden,
Bir tünelden kopar gibi çıkıyor trenimiz
Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri
Hangi yalnızlığa gittiğimizi söyler mi?...
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: