|
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
|
 |
« : 16 Nisan 2008, 10:49:05 » |
|
BENİM YOLUM
Başındayız biliyorum,sonu da yok bu yolculuğun. Nöbet sırası bizdeymiş gibi geldi bana. Çünkü gördüm ki en çorak toprakta biten ayrıkotu bile bir şeyler aktarmakta kuşağına... ´´Dane´´vermeden gitmek bize yakışmaz, haksızlık olurdu ustalara... Boşuna mı çekilmişti bunca emek,bunca hasret? ´´Danelerden biri´´ysek eğer,kendi çapımızda bir tomurcuk dabiz vermeliydik... Öykülerimizi anlatırken sizi sıkmadan mesajlar iletmeliydik satır aralarında. Çünkü ´´gökten düşen elma´´ kalmadı. Hepsini bölüştüler çoktan...
Yaşadığımız hiç bir olay yeni değil. Nedenleri,sonuçlarından daha eski. O gün anlattıklarımızı duymazlıktan,görmezlikten gelenler, sorumluluklarını çoktan unuttular. Onlar şimdi şikayetçi. Benim yolum 80 kuşağından bir kesit aslında. Yolun,sadece adı benim. Hepimiz aynı yoldaydık oysa...
DEMEM SU Kİ SEVGİLİM
Demem şu ki sevgilim Bir yerinde yaşamın birileri bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların, ve az biraz, tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize, direnmek gerek, direnmek gerek ki hem de nasıl hani diyor ya Usta: 'o iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler' gitmemişler.. gittilerse de dönmüşler sevdalalrı zulalarında konuşacakları günü beklemekteler
ERTELENEN SEVDALAR
ertelenen sevdaların bedelini ödemiyor yaşam o zaman şimdi, sımsıkı tutup yüreklerimizi bir kez daha yitirmemek için geleceği suskunluğu boz manın zamanı gelmedimi özlemek yetmiyor özlemleri sıraya koymak gerek hikayenin bu yerinde varsayımlar üzerine kurulan gelecekte eğilmeden bükülmeden varabilmek için hedefe kaçakcısı olmadan duyguların yakalaya bilirsek birlikteliği bu günde bizim yarın da...
NE COKTULAR, NE KADAR ÇOCUKTULAR
Hiç göze gelmediler Gözdesi de olmadılar kimsenin Kimse farkına varmadı yalansız gözlerinin Göz oldu mu yüreklerinin Hiç anlamadılar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Çözülemedi bakışlarındaki tarifsiz sevdalar Kim dedi sevgimi Büyüyünceye kadar cevapsızdılar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Sarıydılar yada soluk benizli Çoğunlukla karaya yakın bir esmer Ve onlar genellikle burunlarını hiç silmezler Derin iç çekişleri bundandır Dünyanın kahrından değil Çünkü umurlarında değil Onların farkında olmayanlar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Onlar çok ve çocuklar Büyüyecek adam olacaklar Önceleri öğretmen,ebe Sonra doktor olmak isteyecekler Bildiklerinden değil En yakınlarında onları gördüler, Hep onlar olmak istediler Çalınmış geleceklerinden habersiz Yarım yamalak düşlerde eridiler Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
O güzelim yürekleri Delikanlılık edebiyatıyla körelttiler Okumanın erdeminden İnsan gibi yaşamanın bilimden geçtiğinden Haberleri olsun istemediler Ne kadar parlarsa parlasın Hep suskun kaldı o gözler Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Ahmed Ariften bu yana Yolunu gözleyenlerin adı değişti Hepsi o kadar Kuşpalazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma Belki azaldı ama Yeni nedenleriyle yürek enfaktı Kanser filan hala kapıda Çaresizlik dağlar aşırmakta Yer yurt terk edildi Gurbet artık sıla Çalansa bildik değil başka bir hava Kırıldılar farkında olmasanız da Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar Gözlerinden dillerine dökülürse Bir gün sorular Sürdürebilecek miyiz aynı yalanı Yoksa yine susturacak mıyız onları Küçüldü dünya Çoğu gitti azı kaldı Geçici demişlerdi körlüğümüze Biraz fazla uzadı Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Onlar çok ve çocuklar Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar Mazeretlerimize inanmayacaklar Yaşamımızda görünmedikleri her karenin Hesabını soracaklar Hazırlıklı olmak gerek Çünkü onlar şimdilik Çok ve çocuklar
ONLARI GÖRDÜM
Bir yerinde yaşamın birileri, Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların, Ve az buçuk tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize, Direnmek gerek dostlar! gerek ki hem de nasıl... Hani diyor ya usta: 'O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler...' Ya gitmemiş, Gittilerse de dönmüşler... Sevdaları zulalarında, Konuşacaklari günü beklemekteler...
ÖZELESTRİ
gül derlemeyi bilmezdi bizim çocukluğumuz türkülerde dinlediği kadarıyla tanıdı pembeyi adam gibi sevmeyi sevdiği için ölmeyi duyduysa bir kaç masaldan hepsi o... bastığımız kaldırım taşı dipsiz bir karanlıktı slogan gibi çıkardı postallarımızın gıcırtısı sevdalanmak ayıptı vakit yoktu anasını satayım öyle bellemiştik yüreğimizden inanmasakta bütün kızlar bizim bacımızdı hesap soracak vurguncudan tefeciden intikam alacaktık işbirlikçiden kim ne derse desin değişecekti bu düzen bu uğurda girmediysen kavgaya adam sayılmazdın ne mahallende ne okulda aç kalmak en kalitesizini içmek cigaranın racondandı arta kalan yaşamın burjuva özentisi yumruklaşmış ellerimizde tırnaklarımız avcumuzu parçalarken 'güneşi zap edeceğiz, güneşin zaptı yakın' derken, kollarımız ne kadar gergin yüreğimiz ne kadar büyüktü sonra biz büyüdük büyüdükçe yüreğimizi küçülttük 'yaşamın farkına varın'dediler bizim yerimize düşüneneler öyle uygun gördüler acemi olduğumuzdan bu kirli dünyada kimimiz yitip gittik çarpık sevdalarda para kazanmanın erdeminden söz eder olduk kaybettiğimize inandığımız günleri yakalamak için olsa gerek emekle terleyeceğini düşlediğimiz ellerimize tutuşturulan yeşil yada kırmızı kağıtlarla yetindik ve anladık ki sevgilim biz birbirimizi hiç sevmemişiz ortasını çoktan geçtik şimdi ömrün bir parça şiir bir parça türkü nasırlaşmış yüreklerimizi açabilecekmi belki yanlıştı belki göremiyoduk olmazı ama doğru olan bir şey vardı sonuna kadar insandı yüreğimiz zulme direnecek kadar delikanlı bastığımız yeri titretecek kadar karalı ve kendimiz dışında herkese insaflı hangimiz özlemiyoz şimdi o yoksul kaldırımları olmadı olmadı biliyorumda bu intikam bizi çoktan aşmadımı işte yeniden başladık üstelik savaştıklarımızı tanıdık şimdi ayrı gibi dursakta ayrı ayrı yollarda biliyorum dostlar gönlümüz hala aynı kulvarda
YOLUMUZ İNSANA
Demem şu ki sevgilim Bir yerinde yaşamın Birileri Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların Ve az biraz, Tutunduğumuz yerinden Basıyorsa yüreğimize Direnmek gerek Direnmek gerek ki hem de nasıl Hani diyor ya Usta; “o iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler” gitmemişler... gittilerse de dönmüşler sevdaları zulalarında konuşacakları günü beklemektedirler
|