Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tayfun Talipoğlu  (Okunma Sayısı 68 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« : 16 Nisan 2008, 10:49:05 »

BENİM YOLUM

Başındayız biliyorum,sonu da yok bu yolculuğun.
Nöbet sırası bizdeymiş gibi geldi bana.
Çünkü gördüm ki en çorak toprakta biten
ayrıkotu bile bir şeyler aktarmakta kuşağına...
´´Dane´´vermeden gitmek bize yakışmaz,
haksızlık olurdu ustalara...
Boşuna mı çekilmişti bunca emek,bunca hasret?
´´Danelerden biri´´ysek eğer,kendi çapımızda bir tomurcuk dabiz vermeliydik...
Öykülerimizi anlatırken
sizi sıkmadan mesajlar iletmeliydik satır aralarında.
Çünkü ´´gökten düşen elma´´ kalmadı.
Hepsini bölüştüler çoktan...

Yaşadığımız hiç bir olay yeni değil.
Nedenleri,sonuçlarından daha eski.
O gün anlattıklarımızı
duymazlıktan,görmezlikten gelenler,
sorumluluklarını çoktan unuttular.
Onlar şimdi şikayetçi.
Benim yolum 80 kuşağından bir kesit aslında.
Yolun,sadece adı benim.
Hepimiz aynı yoldaydık oysa...



DEMEM SU Kİ SEVGİLİM 

Demem şu ki sevgilim
Bir yerinde yaşamın birileri bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların,
ve az biraz,
tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize, direnmek gerek,
direnmek gerek ki hem de nasıl hani diyor ya Usta: 'o iyi insanlar,
o güzel atlara binip gittiler' gitmemişler..
 gittilerse de dönmüşler sevdalalrı zulalarında konuşacakları günü beklemekteler




ERTELENEN SEVDALAR

ertelenen sevdaların
bedelini ödemiyor yaşam
o zaman şimdi, sımsıkı tutup yüreklerimizi
bir kez daha yitirmemek için geleceği
suskunluğu boz manın zamanı gelmedimi
özlemek yetmiyor
özlemleri sıraya koymak gerek
hikayenin bu yerinde
varsayımlar üzerine kurulan gelecekte
eğilmeden bükülmeden varabilmek için hedefe
kaçakcısı olmadan duyguların
yakalaya bilirsek birlikteliği
bu günde bizim yarın da...



NE COKTULAR, NE KADAR ÇOCUKTULAR

Hiç göze gelmediler
Gözdesi de olmadılar kimsenin
Kimse farkına varmadı yalansız gözlerinin
Göz oldu mu yüreklerinin
Hiç anlamadılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Çözülemedi bakışlarındaki tarifsiz sevdalar
Kim dedi sevgimi
Büyüyünceye kadar cevapsızdılar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Sarıydılar yada soluk benizli
Çoğunlukla karaya yakın bir esmer
Ve onlar genellikle burunlarını hiç silmezler
Derin iç çekişleri bundandır
Dünyanın kahrından değil
Çünkü umurlarında değil
Onların farkında olmayanlar
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Büyüyecek adam olacaklar
Önceleri öğretmen,ebe
Sonra doktor olmak isteyecekler
Bildiklerinden değil
En yakınlarında onları gördüler,
Hep onlar olmak istediler
Çalınmış geleceklerinden habersiz
Yarım yamalak düşlerde eridiler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

O güzelim yürekleri
Delikanlılık edebiyatıyla körelttiler
Okumanın erdeminden
İnsan gibi yaşamanın bilimden geçtiğinden
Haberleri olsun istemediler
Ne kadar parlarsa parlasın
Hep suskun kaldı o gözler
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Ahmed Ariften bu yana
Yolunu gözleyenlerin adı değişti
Hepsi o kadar
Kuşpalazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma
Belki azaldı ama
Yeni nedenleriyle yürek enfaktı
Kanser filan hala kapıda
Çaresizlik dağlar aşırmakta
Yer yurt terk edildi
Gurbet artık sıla
Çalansa bildik değil başka bir hava
Kırıldılar farkında olmasanız da
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular

Onlar çok ve çocuklar
Gözlerinden dillerine dökülürse
Bir gün sorular
Sürdürebilecek miyiz aynı yalanı
Yoksa yine susturacak mıyız onları
Küçüldü dünya
Çoğu gitti azı kaldı
Geçici demişlerdi körlüğümüze
Biraz fazla uzadı
Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular
Onlar çok ve çocuklar
Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar
Mazeretlerimize inanmayacaklar
Yaşamımızda görünmedikleri her karenin
Hesabını soracaklar
Hazırlıklı olmak gerek
Çünkü onlar şimdilik
Çok ve çocuklar



ONLARI GÖRDÜM

Bir yerinde yaşamın birileri,
Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların,
Ve az buçuk tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize,
Direnmek gerek dostlar!
gerek ki hem de nasıl...
Hani diyor ya usta:
'O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler...'
Ya gitmemiş,
Gittilerse de dönmüşler...
Sevdaları zulalarında,
Konuşacaklari günü beklemekteler...




ÖZELESTRİ

gül derlemeyi bilmezdi bizim çocukluğumuz
türkülerde dinlediği kadarıyla tanıdı pembeyi
adam gibi sevmeyi
sevdiği için ölmeyi duyduysa
bir kaç masaldan
hepsi o...
bastığımız kaldırım taşı
dipsiz bir karanlıktı
slogan gibi çıkardı postallarımızın gıcırtısı
sevdalanmak ayıptı
vakit yoktu anasını satayım
öyle bellemiştik
yüreğimizden inanmasakta
bütün kızlar bizim bacımızdı
hesap soracak vurguncudan
tefeciden
intikam alacaktık işbirlikçiden
kim ne derse desin değişecekti bu düzen
bu uğurda girmediysen kavgaya
adam sayılmazdın
ne mahallende ne okulda
aç kalmak en kalitesizini içmek cigaranın
racondandı
arta kalan yaşamın
burjuva özentisi
yumruklaşmış ellerimizde
tırnaklarımız avcumuzu parçalarken
'güneşi zap edeceğiz,
güneşin zaptı yakın' derken,
kollarımız ne kadar gergin
yüreğimiz ne kadar büyüktü
sonra biz büyüdük
büyüdükçe yüreğimizi küçülttük
'yaşamın farkına varın'dediler
bizim yerimize düşüneneler
öyle uygun gördüler
acemi olduğumuzdan
bu kirli dünyada
kimimiz yitip gittik
çarpık sevdalarda
para kazanmanın erdeminden söz eder olduk
kaybettiğimize inandığımız günleri yakalamak için olsa gerek
emekle terleyeceğini düşlediğimiz ellerimize
tutuşturulan
yeşil yada kırmızı kağıtlarla yetindik
ve anladık ki sevgilim
biz birbirimizi hiç sevmemişiz
ortasını çoktan geçtik şimdi ömrün
bir parça şiir bir parça türkü
nasırlaşmış yüreklerimizi açabilecekmi
belki yanlıştı
belki göremiyoduk olmazı
ama doğru olan bir şey vardı
sonuna kadar insandı yüreğimiz
zulme direnecek kadar delikanlı
bastığımız yeri titretecek kadar karalı
ve kendimiz dışında herkese insaflı
hangimiz özlemiyoz şimdi o yoksul kaldırımları
olmadı
olmadı biliyorumda
bu intikam bizi çoktan aşmadımı
işte yeniden başladık
üstelik savaştıklarımızı tanıdık
şimdi ayrı gibi dursakta
ayrı ayrı yollarda
biliyorum dostlar
gönlümüz hala aynı kulvarda



YOLUMUZ İNSANA

Demem şu ki sevgilim
Bir yerinde yaşamın
Birileri
Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların
Ve az biraz,
Tutunduğumuz yerinden
Basıyorsa yüreğimize
Direnmek gerek
Direnmek gerek ki hem de nasıl
Hani diyor ya Usta;
“o iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler”
gitmemişler...
gittilerse de dönmüşler
sevdaları zulalarında
konuşacakları günü beklemektedirler

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: