Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Seri Katilleri  (Okunma Sayısı 171 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sozinrock
Ziyaretçi
« : 16 Şubat 2007, 12:37:00 »

'Yasli insanlari öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarini doldurmuslar. Onlar bizim yerimize fazladan yasiyorlar. Belki de bizim kismetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onlari öldürerek toplumu rahatlatiyordum,'

'Artvin Canavari' olarak bilinen Adnan Çolak 1992 ve 1995 yillari arasinda Artvin ve ilçelerinde yaslari 68 ile 95 arasinda degisen Hacer Kars, Ziver Bildirici, Hayriye Bildirici, Kevser Aksoy, Osman Aksoy, Hüseyin Korkmaz, Asiye Korkmaz, Ayse Bayram, Ahmet Bayram, Ahmet Gümüs ve Abuhayat Gümüs'ü öldürdü. Öldürdügü alti kadina tecavüz eden Adnan Çolak, Zonguldak'ta yakalandi, alti ayri idam ve 40 yil hapis cezasi aldi.

ARTVIN CANAVARI KORKU SALDI
Tam üç yil boyunca, Artvin ve köylerinin üstünde o güne kadar hiç görülmemis bir korku kol gezdi. Suç nedir bilmeyen Artvinliler bu sürede seri cinayetle tanisti. Öldürülen on bir kisi kendi halinde yaslilardi. 18/01/2003

16 Ekim 1992... 15 yasindaki kizlariyla Artvin'in Seyitler Köyü'nde yasayan Hüseyin ve Asiye Korkmaz çifti için o günün, digerlerinden farki yoktu. Baba, saat 23:00'e dogru yatmak istedigini söyledi. Ayaga kalkacagi sirada karisinin çigligiyla irkildi. Evin çatisi tutusmustu. Elbirligiyle yangini söndürdüler. Baba-kiz içeri girerken, kadin közleri dagitmak için geride kaldi. Bu sirada arkasinda bir ses isitti. Döndügünde elinde baltayla dikilen bir adam gördü.

Sonrasini zamanın Artvin Asayis Sube Müdürü Erdinç Elbe anlatiyor: "Kiz çocugunun annesini ve babasini baltayla öldürmüs sahis. Daha sonra kiz çocuguna evin ahirinda iki defa tecavüz etmis. Daha sonra kizi olay yerinin birkaç kilometre ilerisinde bulunan magaraya götürüp orada da tecavüz etmis."

Bir yil sonra
Soganli Köyü'nde oturan Ziver Bildirici ve gelini Hayriye Bildirici bir sabah evlerinde ölü bulundu. Kurbanlar, baslarina keserle vurularak öldürülmüstü. Kadina tecavüz edilmisti.

Artvin halkinin yasadigi artik korkudan çok saskinlikti. Herkesin birbirini tanidigi, kapilarin kapatilmadigi bu yerde, bu cinayetleri kim islerdi?

Iki köy birbirine birkaç kilometre uzaklikta olmasina ragmen yetkililerin aklina bir yil önce islenen cinayetle bag kurmak gelmiyordu. Ama halk baglantiyi kurmustu. Katilin ayni kisi oldugunu sezmis ve ona bir isim bile takmisti: Baltaci.
Artvinliler'in "Baltaci" adini verdigi katil ikinci cinayetten üç ay sonra tekrar harekete geçti. Bu kez Savsat'in Köprükaya Köyü'nde oturan 60 yasindaki Ahmet ve Abuhayat Gümüs tipki önceki cinayetlerdeki gibi öldürüldü. Ilk iki cinayetten farkli olarak bu kez katil, evin altini üstüne getirmisti. Belki de olaya hirsizlik suçu vermek istemisti.

Dört ay sonra
Salkimli Köyü'nde yalniz yasayan 62 yasindaki Hediye Sancaktaroglu, ahira gitmek üzere evden çikti. Çalismaya baslayacakti ki, yaninda, karanligin içinde beliren adami fark etti. Tahrayi kaldirdi ama adam ondan daha genç ve çevikti.
Katil, yasli kadinin elinden aldigi tahrayla kafasina vurdu, ardindan tecavüz etti. Kadini biraktiginda öldügünü saniyordu. Oysa yasli kadin kafasindaki agir yaraya ragmen kurtuldu.

Artvin halki, olayi çözemeyen güvenlik güçlerine ates püskürüyordu. Katil cinayet araliklarini siklastirirken, polis ve jandarmanin elinden hiçbir sey gelmiyordu.

Sancaktaroglu olayindan tam dört ay sonra Ardanuç'un Gümüshane Köyü'nden 60 yasindaki Osman ve Kevser Aksoy öldürüldü. Bu olaydaki tek fark katilin yasli çiftin evlerini yakmasi oldu. Cesetler neredeyse kimlik tespiti yapilamayacak kadar yanmisti. Katil ipucu birakmamaya kararliydi.

Sira dört ay sonra, önce 70 yaslarindaki Ahmet ve Ayse Bayram çiftine, sonra da 70 yasindaki Hacer Kars'a geldi. Yine görgü tanigi, suç aleti, parmak izi ve katilden eser yoktu. Ama yapilan ceset incelemesinde ilk defa bir ipucu bulundu. Kurbanin tirnaklari arasinda ve vajinasinda doku artiklari.

Doku artiklarinin DNA incelemesini Adli Tip Kurumu Biyoloji Laboratuari’nda yapildi. Sonuç olumsuzdu. Doku artigi katile degil Kars'in kendisine aitti. Ayrica kurbandan alinan kil örnekleri de ipucu olmadi. Bunlar da katile degil kurbana aitti. Katil geride iz birakmamayi yine basarmisti.

Sona dogru
Merkeze birkaç kilometre uzakliktaki Salkimli Köyü'nde oturan 58 yasindaki Hediye Ipek, torunu Mesut'u beklemekten vazgeçti. Uykusu gelmisti. Bu sirada evin çatisinda sesler duydu. Korktu. Eline balta alarak açik duran pencereye yöneldi. Disariya göz gezdirdi. Kimseyi göremedi. Pencereyi kapatmak için elini uzatti.

Katilin son kurbani Hediye Ipek'ti. Adam, yasli kadinin bogazini tülbentle sikmis, nefes almasi duruncaya kadar beklemis daha sonra da tecavüz etmisti. Evi terk ettiginde kadinin öldügünü saniyordu. Ama Hediye Ipek ölmedi. Son gayretle komsularini yardima çagirdi. Ardindan da bayildi.

Hediye Ipek, gözünü açtiginda Artvin Devlet Hastanesi'ndeydi. Ifadesini almak üzere polis basinda bekliyordu. Yasli kadin saldirgani açik açik tanimliyordu. Adami iyi görmüstü. Esmerdi, biyikliydi, üzerinde kot pantolon ve yakali kisa kollu bir tisört vardi. Iskarpin ayakkabilar giymisti. Daha da önemlisi adami tanimisti: Artvin'in aylardir aradigi saldirgan kendi komsusu Adnan Çolak'ti.

"Beni saçimdan tutup asagi bastirdi. O anda da isigi kapatti. Basörtümü bogazima dolayip sikmaya basladi. Yalvardim ama hiç sesini çikarmadi. Saçini çekmek için basina elimi uzattim ama saçini tutamadim. Yüzünü tirmalayip tirmalayamadigimi bilmiyorum. O sirada kendimden geçmisim."

28 yasindaki Adnan Çolak, Hediye Ipek'in ifadesi dogrultusunda ayni gün tutuklandi. Artvin de korkunun yerine saskinlik almisti. Adnan Çolak herkesin tanidigi, bildigi biriydi. Herkesle birlikte Baltaci'ya lanetler okumustu. Üç çocuklu zanlinin yakinlarina göre bilinen tek kötü aliskanligi arkadaslariyla içtigi birkaç kadeh içkiydi.

Çolak'in evinin aranmasi, gece yarisina dogru yapildi. Evde üçüncü kurbanin evinden alinmis beyaz telefon makinesi bulundu. Ayrica olay gecesi Hediye Ipek'in tarif ettigi giysiler de evdeydi.

Dava basliyor
Adnan Çolak yargilamasina Artvin Agir Ceza Mahkemesi'nde baslandiginda Türk adli tarihinin en uzun durusmalarindan birine de baslanmisti. Çolak'a yöneltilen ilk soru neden yasli insanlari öldürdügü oldu. Sanigin ürpertici
cevabini Gazeteci Tolga Gül anlatiyor: 'Yasli insanlari öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarini doldurmuslar. Onlar bizim yerimize fazladan yasiyorlar. Belki de bizim kismetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onlari öldürerek toplumu rahatlatiyordum,' türünde seyler söylüyordu."

Çolak'in ifadesinden kurbanlarindan hiçbiriyle düsmanligi olmadigi, hepsini rasgele seçtigi anlasiliyordu. Cinayetten önce içki içiyordu. Durusmada ilk cinayetini anlatirken sogukkanliydi.

"Çobanlik yaptigim günlerde Korkmaz ailesinin evini gözlüyordum. Olay gecesi, etrafta kimsenin olmadigina kanaat getirdikten sonra evin üzerine ve bacaya tas atmaya basladim. Gayem disari çikmalarini saglamakti. Bu sirada çati boslugunda bulunan çaputlar gözüme çarpti. Onlari atese verip evden disari çikmalarini sagladim." "Köyde yalniz yasadigini bildigim Hediye Ipek'in evine gittigimde de gayem öldürüp sonra da irzina geçmekti. Kadinin evde yalniz olduguna emin olduktan sonra harekete geçtim. Bogusma sirasinda 'Seni tanidim,' diye bagirdi. Ama sesimi çikarmadim. Saçlarima, hayalarima dalmak istedi. Ama engel olamadi. Atletimdeki küçük kan lekesinin bu sirada bulastigini saniyorum. Çünkü kadinin agzindan kan geldigini gördüm. Kan gelince ölecegini düsündüm."

Çolak yalniz olaylari anlatmakla kalmiyor, cinayetlerinin nedenini de tahlil ediyordu. Gazeteci Gül'ün tanikligiyla: "Okul hayatini, çocukluk hayatini anlattigi dönemde söyledigi bir sey vardi. Yedi-sekiz yaslarindayken annesiyle babasinin cinsel iliskiye girdigini izledigini söylemisti. Belki de bilinçaltinda yasli insanlara tecavüz etmesinin temelinde bunun olabilecegini de söylemisti. Psikolojik tespitti aslinda bu."

Mahkeme heyeti güvenlik nedeniyle davayi Zonguldak 1. Agir Ceza Mahkemesi'ne göndermeye karar verdi. Belki mahkeme, Adnan Çolak'in izlerinin Artvin'den bir an önce silinmesini istiyordu.

Çolak'in savunmasini üstlenen Avukat Yakup Yürektürk, cinayet silahlarindan hiçbirinin ele geçirilememis olmasi üzerinde duruyordu. Savunmaya göre Çolak'in suçlu oldugunu ispatlayan elde hiçbir somut delil yoktu. Evinde bulunan ve Bayram çiftine ait olan beyaz telefondan baska. Ancak Yürektürk'ün göz ardi ettigi bir sey vardi. Çolak, Bayram çiftinin telefon hattina ait 2952 numarasini silmeyi unutmustu. Ya da yakalanmayacagindan çok emindi. Telefonun eve nasil geldigini Adnan Çolak'in karisi Suzan Çolak söyle anlatti:
"Evimizde telefon hatti yoktur. Esim, beyaz telefon makinesini bundan alti ay önce Ramazan ayindan önce eve getirdi. Artvin'den satin aldigini söyledi. Ama neden satin aldigini söylemedi."

Ihtiras dilekçesi
Çolak yargilama sirasinda cinayet islemesine neden olarak 11 yasina kadar anne ve babasiyla ayni yatakta uyumasini gösterdi. Çocukken amcasinin oglu kendisine tecavüz etmisti. Menenjit geçirmisti. Içki içtiginde kendisine hakim olamiyordu. Durusmalar boyunca Çolak, savciliga, mahkeme heyetine defalarca mektup yazdi. Bu mektuplardan en ilginci yargilanmayi beklerken Artvin Cumhuriyet Bassavciligi'na yazdigi mektuptu. Mektup tam yedi sayfaydi ve adi,
'Ihtiras dilekçesiydi. Temmuz 1995 tarihli bu mektubunda suçsuz oldugunu ve cinayetleri kendisinin islemedigini söyledi.
Bu mektuptan üç gün sonra kaleme aldigi mektupta suçunu itiraf ediyor ancak cinayetler sirasinda yaninda iki arkadasinin bulundugunu öne sürüyordu. Savciligin yaptigi arastirma sonunda suç ortagi olmakla suçlananlardan birinin söz konusu tarihlerde askerde oldugu ortaya çikti.

Adnan Çolak'in cinayetlerinde nasil parmak izi birakmadigi da bu mektupta anlasildi.:
"Yaptigimiz olaylarda siyah deri eldiven kullaniyordum."

23 Haziran 2000...
Yargilama bes yil sürdü. Zonguldak 1. Agir Ceza Mahkemesi, 25 yasinda cinayet islemeye baslayan Adnan Çolak'i taniklar, teshisler ve deliller isiginda alti kez idam, 112 yil agir hapis cezasina çarptirdi.

Aslinda Adnan Çolak çok daha önce yakalanabilirdi. Bugün emniyet güçleri bunu dogruluyor. Onlara göre Çolak'in hemen yakalanamamis olmasinin iki nedeni var: O günlerde Karadeniz'i kasip kavuran Natasa sorunu nedeniyle bu cinayetlere hak ettigi önemin verilmemis olmasi ve delillerin dogru takip edilmemesi.

Artvin Canavari'nin dosyasi, ipuçlari bilimsel yöntemler kullanilarak takip edilmediginde nelere mal olabilecegini göstermesi açisindan önemli bir dava dosyasi olarak karsimizda duracak.

HAKKINDA KITAP:
Çoruh Seni Lanetliyor: Bir Katilin Anatomisi-Yazar-Orhan Yildirim
Logged
sozinrock
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 16 Şubat 2007, 12:38:44 »

SÜLEYMAN AKTAŞ


"Hastaneden çıkınca tekrar çivileyeceğim"
"Bana cinayetler için emirleri Turgut Özal verdi"
"Çivi görünce dayanamıyordum, insanların kafalarına çakmak istiyordum hep"

Denizli Türkiye Elektrik Kurumu Müessese Müdürlüğünde hat işçiliği yaparken 31.500 volt elektrik akımına kapılıp ağır yaralanan Aktaş, bu olaydan sonra 1986 yılında Antalya'da Nuri Keskin adındaki Başkomiseri öldürdü ve tutuklandı. Mahkeme akli dengesinin yerinde olmadığına karar verdi ve Süleyman Aktaş'ı, Manisa ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gönderdi. Burada 4,5 sene tedavi gören Aktaş, taburcu olduktan sonra Denizli'nin Bozkurt ilçesindeki Çambaşı köyüne döndü. Fakat o döndüğünde Çambaşı köyünü hiç unutamayacakları bir felaket bekliyordu. Köye döndükten 3 yıl sonra yani 1994'te 4 komşusunu boğarak öldürmüştü. Ona Çivici katil denmesinin nedeni ise öldürdüğü kurbanlarının kafalarının çeşitli yerlerine ve gözlerine çiviler çakmasıydı. Polisler onu sorguya çektiklerinde neden çivi çaktığını sormuşlar ve "çivi görünce dayanamıyordum, insanların kafalarına çakmak istiyordum hep" cevabını aldılar. Hatta bir keresinde "bana cinayetleri işlemem için Turgut Özal emir verdi" demiştir. Yakalandıktan sonra evinin alt katında yapılan aramalarda uçları özenle sivriltilmiş çiviler ve "kısa zamanda öldürülecekler" in yazıldığı bir liste bulmuşlardır.

Süleyman Aktaş halen Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde, tehlikeli Şizofrenlerin bulunduğu E Koğuşunda kalmaktadır.


ÇİVİCİ KATİL NASIL YAKALANDI?
30.01.2003 Zaman
NTV’de yayınlanan “İpucu”, cinayetleri, işlenmiş suçları ve suçluları gün ışığına çıkarıyor.
Saat 22.05’te yayınlanan programda bilim ve teknolojinin yardımıyla çözülmüş Adli Tıp ve polis dosyaları ekrana getiriliyor. İpucu, çivici lakaplı Süleyman Aktaş dosyasını açıyor. Elektrik teknisyeniydi. Bir gün 30 bin voltluk elektrik akımına kapıldı.
Ağır yaralandı. Bu olaydan bir yıl sonra cinayet işledi. 4,5 yıl akıl hastanesinde yattı. Çıktıktan sonra seri cinayet işlemeye başladı. Kurbanları kendi köyünden yaşlılardı. Kafalarına ve gözlerine inşaat çivileri çakarak öldürdü. Savcı, onu yakalamak için elindeki tek ipucunu değerlendirdi. Televizyon Servisi
Köyünün kâbusu
Süleyman Aktaş... 1986 yılında Antalya'da Nuri Keskin adlı bir komiseri tabancayla öldürdü, akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle 4.5 yıl tedavi gördü. Taburcu olarak Denizli'nin Bozkurt ilçesinde bağlı Çambaşı Köyü'ne dönen Aktaş, 1994 yılı içerisinde boğarak öldürdüğü Ayşe (65) ve İsmail Güneş (66), Rukiye (77) ve Ramazan Kocatepe (78) adlı yaşlı çiftlerle, Yıldırım Kılıç'ın gözlerine ve kafalarına çivi çakmıştı.
Köyün nüfusu azaldı
Köyünde öldüreceği kişilerin liste-sini hazırladığını açıklayan Aktaş'ın, bir keresinde bir günlüğüne de olsa kaldığı hastanenin demirlerini kese-rek kaçmayı başarması "Buraya gelecek" korkusuyla Çambaşı Köyü'nün bin 500 olan nüfusunu 680'e düşürmüştü.
Çambaşı ahalisi yıllar boyunca Süleyman Aktaş'ın bugün yarın taburcu edileceği haberleriyle yüreği ağzında yaşadı. Ta ki Başhekim Psikiyatrist Dr. Levent Ermete geçen aralık ayında 'Çivici'nin yaşamının sonuna kadar hastanede tutulacağını açıklayana kadar...
İçimizdeki canavar
Manisa Ruh Sağlığı ve Ruh Hastalıkları Hastanesi'nde medyanın deyimiyle 'Çivici katil' ve 'İzmir canavarı' aynı koğuşta kalıyorlarmış. İki çocuğa tecavüz edip öldürdükten sonra, buraya tedavi görmesi için yatırılan 'İzmir canavarı' öldürülmek korkusu içinde koğuşunun değiştirilmesini istiyor. Ve aktarıldığı koğuşta başka iki ruh hastası tarafından boğazından, karnından bıçaklanarak öldürülüyor. Bıçaklar 'hastanenin' mutfağından alınmış. Cezaevi olsa alıştık. Anlaşılır bir durum. Orada her mahkûm, her istediğini yapabiliyor. Silahlar, şişler, bıçaklar kol geziyor ortalarda. Ama burası bir tedavi merkezi. Olayın basına yansıması da bir başka alem. "Beni öldürecekler diye koğuşunu değiştiren bir deliyi iki deli mutfaktan aldıkları bıçakla öldürdü." Gazetenin manşeti bu. Meslek etiği açısından baktığınız zaman ruh hastalarına 'deli' demek, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi'ne 'tımarhane' demekten farksız...Radikal20.03.2003
'Çiviciden Bush'a mesaj

Yeni yıl nedeniyle Manisa Ruh Sağlığı Hastanesi'nde eğlence programı düzenlendi. Hastanede uzun yıllardır tedavi gören 'Çivici Katil' Süleyman Aktaş da eğlenceye katıldı. ABD Başkanı Bush'a mesaj gönderen Çivici, 'Bush kendi işine baksın, hükümetimiz de ülkeye sahip çıksın' dedi. 02.01.2003 Akşam Gzt
Logged
sozinrock
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 16 Şubat 2007, 12:39:53 »

Seyit Ahmet Demirci

32 yaşında. Mayıs-Temmuz 1998 tarihleri arasında İstanbul'da üç mobilyacıyı dükkanlarının bodrum katında kafalarına kurşun sıkarak öldürdü. Fatsa'da küçük bir çocukken arkadaşıyla birlikte yaşlı bir mobilyacının tecavüzüne uğramıştı. Yakalanmasaydı cinayetlerini tecavüze uğradığı yaşa (11) tamamlayacaktı. Üç kez idama mahkum oldu.
Adı: Seyit Ahmet Demirci, yaşı: 32, cinayet sayısı: 3
Sanık, dört çocuklu bir ailenin en büyük oğluydu. Babası fırıncıydı. Ortaokulu İmam Hatip'te, liseyi de ticaret lisesinde okumuştu. Üniversiteyi kazanmış ama gitmemişti. Cinayetlerden kısa bir süre öncesine kadar hayatını taksi şoförlüğü yaparak kazanıyordu. Herkes tarafından sakin kişiliğiyle tanınıyordu.
Çocukluğu Fatsa'da geçti. En yakın arkadaşı Habil'di. Küçük bir mobilyacı dükkanının bodrum katında ikisi birden saldırıya uğradı. Seyit Ahmet son kaçmayı başardı. Ancak yaşlı mobilyacının arkadaşı Habil'e tecavüz edilişini izledi. İki arkadaş bu olayı sonsuzluğa gömdüler. Ta ki üniversitede okuyan Habil'in intihar ettiği haberi gelene kadar. Habil'in neden intihar ettiğini yalnızca Seyit Ahmet biliyordu.
5 Mayıs 1998. Hava kararırken Seyit Ahmet, Esenler Turgut Reis Mahallesi Karaosmanoğlu Caddesi 435. Sokak'ta amaçsız yürümekte. Sokağın sağındaki mobilyacı dükkanını fark etti. Vakit, Habil'le yaşadığı o korkunç saldırı saatine yakın. İçeri girdi. Dükkan sahibi Ali Osman Beldek müşteriye yaklaştı. Sonra da o uğursuz laf ağzından dökülüverdi: ‘‘Bodrum katında başka modellerimiz de var.’’ Seyit Ahmet için karanlık kapı açılmıştı. Bodrum kata indiler. Tek el silah atışı, Ali Osman Beldek'in hayatını sadece mobilyacı olduğu için o gün dükkanının bodrum katında sona erdirdi.
Tam bir ay sonra 4 Haziran'da mobilyacı Mehmet Kayatuzu ve 6 Haziran'da da Celal Pınargöz de aynı kaderi paylaştı.
İstanbul'da yıllar önce üç mobilyacı öldürüldü. Üçü de birbirini tanımıyordu, düşmanları yoktu. Tek ortak yönleri öldürülme şekilleri oldu. Katil geride ne parmak izi, ne silah bırakmıştı.
Son cinayetten üç gün sonra... Polis, bir yandan üç mobilyacının öldürülmesiyle ilgili sorgulamalara devam ederken, diğer yandan da ilk kurbandan alınan cep telefonunu takip ediyordu. Bu yöndeki umutlar tükenmek üzereydi ki, telefon kullanıma açıldı. Adres, Ordu'nun Fatsa ilçesini gösteriyordu.
Telefon Necati Efe adında birinin üzerindeydi. Ancak Efe şaşkındı. Söylediğine göre telefonu alalı henüz bir gün olmuştu. Kendisine telefonu satan kişiyse 28 yaşındaki hemşerisi Seyit Ahmet Demirci'ydi. Seyit Ahmet Demirci, aynı günün akşamı Esenler'deki evinde yakalandı. Polis, evinin kapısına geldiğinde sakindi. Üç cinayette kullandığı silahı zorluk çıkarmadan polise teslim etti. Bu silahla, olay yerinde bulunan boş kovanlar, karşılaştırma için İstanbul Kriminal Laboratuarı’na gönderildi. Sonuç olumluydu. Rapora göre her iki kovan da Demirci'ye ait silahtan atılmıştı.
Seyit Ahmet dört ay sonra yakalandı. Yakalanmasaydı, öldüreceği mobilyacı sayısını, tecavüze uğradığı yaşa (11) tamamlamayı planlıyordu. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'nce üç kez idama mahkum edildi.
BUGÜN
Seyit Ahmet Demirci, üç cinayetten, üç ayrı idam cezasına çarptırıldı. Bu cezalar müebbet hapse çevrildi.
Seyit Ahmet'in gerçekten Habil adında bir çocukluk arkadaşı vardı. Motor tutkunu olarak tanındıkları Fatsa'daki gençlik günlerinde Habil en yakın arkadaşlarından biriydi.
Ancak Demirci'nin adı Habil olan bir arkadaşı daha vardı. Dicle Üniversitesi'nde okudu ve coğrafya öğretmeni oldu. Diyarbakır'a öğretmen olarak atandığı ikinci yıl da intihar etti.
Çocukluklarının geçtiği semtte adını verdiği gibi bir mobilyacı gerçekten de yaşadı. Ailesi, eşi ve Fatsa'da onu tanıyanlar, onun bu cinayetleri işlediğine hala inanmıyor.

Böyle ceza olur mu?
Üç marangozu öldüren seri katil, iyi hal, af, infaz yasası derken sadece 6 yıl yattı ve tahliye oldu
İstanbul'da, 3 mobilyacıyı peşi sıra öldürdükten sonra adı "marangoz sapığı"na çıkan Seyit Ahmet Demirci dün tahliye oldu. Planlayarak cinayet işlediği gerekçesiyle 3 kez idam talebiyle yargılanan Demirci, iyi hal indirimi ve af sayesinde serbest kaldı. Peki "marangoz sapığı"nı hürriyetine kavuşturan süreç nasıl gelişti?..

Yıl 1998... 5 Mayıs'ta Esenler'de Ali Osman Beldek, 4 Haziran'da Bağcılar'daki Gül Mobilya'nın sahibi Mehmet Kayatuzu, 6 Haziran'da yine Esenler'deki Pınar Mobilya'nın sahibi Celal Pınargöz ensesinden tek kurşunla vurularak öldürüldü.

Soruşturma sonunda katilin Seyit Ahmet Demirci olduğu anlaşıldı. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Demirci, planlı cinayetten 3 kez idam istemiyle yargılanmaya başladı.

Önce idam sonra müebbet ve tahliye!
Duruşmalarda efendi görünümüyle hakimin dikkatini çeken sanık, AB'ye Uyum Yasaları çerçevesinde idam cezası kaldırıldığı için ağırlaştırılmış Müebbet Hapse mahkum edildi. Öldürdüğü mobilyacıların para ve cep telefonlarını aldığı için hırsızlık suçundan da 11 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanığa hırsızlıktan değil gasptan ceza verilmesini isteyen Yargıtay’ın kararı bozmasıyla Demirci, önceki gün, son kez hakim karşısındaydı...

Mahkeme, Yargıtay'ın isteği doğrultusunda hırsızlık suçunu gaspa çevirerek sanığı mobilyacıları gasp etmekten toplam 29 yıl hapse mahkum etti. Ancak, Yargıtay'ın bozma kararına rağmen TCK'nın 326. maddesi gereği bu hakları kazanmış olduğu için yeni heyetin verdiği gasp kararı geçerliliğini kaybetti.

İyi hal indiriminden yararlandırılan Demirci'nin cezası 20 yıla indi. Yine 647 sayılı kanun gereği yattığı her aydan 6 gün düşünce ceza 16 yıl 2 gün oldu. Son olarak Af Yasası'ndan yararlanan sanık 6 yıl hapse mahkum oldu. Ancak hapiste yattığı süre bu cezayı karşıladığı için Demirci özgürlüğüne kavuştu.
Logged
sozinrock
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 16 Şubat 2007, 12:40:48 »

YAVUZ YAPICIOĞLU

TORNAVİDALI KATİL-AVCILAR SAPIĞI)

1967 Adana doğumlu Yavuz Yapıcıoğlu’nun 9 kardeşi var.
25 Aralık 2002 tarihli Tekirdağ’daki duruşmasındaki ifadesine göre Yavuz, sevgisiz büyüdü.
İlkokulu ve ortaokulu üvey annesinin yanında okudu.
Yine kendi ifadesine göre o okuduğu okullarda hep sınıf birincisiydi.
Sınıfında arkadaşları arasında sayılıyordu, seviliyordu.
Lise 2. sınıfa kadar başarılı bir öğrenci olarak devam etti.
Lise 2’de tartışarak önce ailesinden sonra okulundan ayrıldı.
Evlendi, ama 3 ay evli kaldı.
Okul takımlarında ve amatör kümelerde futbol oynadı.
Dericilik yapıp işadamı da oldu. Ancak onu da yürütemedi ve işyerini kapattı.
Normalde iyi konuşup düzgün işler yapabildiğini, ancak zaman ve mekan algılamasında bazen kendini kaybettiğini, cinayetleri bu sırada işlediğini ve sanki içinde iki ayrı kişinin barındığını söyledi.
1994’te seri cinayetlerine başlamadan önce İstanbul Merter’de ‘Sis Tarikatı’ denilen bir grupla birlikte oldu.
1994’te İstanbul’da aynı mahallede oturan bir genç kız ‘günaydın’ dedi. Bu yüzden önce kızla ve genç kızın nişanlısı ve arkadaşlarıyla kavga etti. Kavgada bıçağını çekip 3 kişiyi öldürdü. Bıçaklananlardan 20 yaşındaki Sait Korkmaz olay yerinde öldü. Kaçarken durdurduğu Mercedes otomobilin şoförü Rasim Aydın direnince onu da öldürdü.
Mahkeme kayıtlarına göre, Yavuz Yapıcıoğlu, son katliamını Aralık 2002’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde gerçekleştirdi. ‘10 saat içinde’ Sağlık Mahallesi'nde 23 Aralık 2002 tarihinde, Çorlu Spor Tesisleri'nin bekçisi Hüseyin Yumuk , Özcan Karagözoğlu ve Şakir Temürçi , başlarına sert cisimle vurularak öldürülmüştü.
Aynı gece, Tonguçlar Cami İmamı Salih Baş ve Beytullah Güngen de yaralanmıştı.
Mahkeme salonlarında ‘Gerçek Atatürk’ olduğunu söyleyen Yavuz Yapıcıoğlu’nun salondakilere zarar vermesini önlemek için duruşmada karate ve judo bilen polisler görev yaptı.
Deli taklidi yapınca Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi. Burada anadan üryan soyundu, koridorlarda “Ben İsa’yım!” diye bağırdı.
Tutulduğu adli koğuşu yaktı.
Hastabakıcılara saldırıp yaraladı.
Koğuş arkadaşlarını dayaktan geçirdi.
Bir süre sonra Türk Ceza Kanunu’nun 46. maddesine göre cezai ehliyetinin olmadığına dair rapor alıp çıktı.
Böylece yargılanmaktan da kurtuldu.
Pertevniyal Lisesi önünden geçerken bir hademe ile kız öğrencinin tartıştığını görüp olaya karıştı. Önce kızı kovaladı, sonra kendisini engelleyen hademeyi bıçakla öldürdü.
Cinayetten sonra kaçtığı Adana’da olmadık sebeplerle 3 kişiyi daha öldürdü.
Adana’dan kaçarken bindiği otobüs Ankara’da mola verdi. Açtı, simit alacaktı; ancak cebinde parası yoktu. Tanımadığı birinden para istedi, vermeyince adamı izleyip tenha bir köşede şişleyerek öldürdü.
Cinayeti gören bir adamı da kovaladı, yakalayıp boğazından keserek hayatına kıydı.
Harçlık vermedi diye ağabeyinin dükkanını yaktı.
Ayrıca yakın akrabalarından ikisinin daha evini yaktı.
Silivri’deki babasını öldürmek için evini bastı, baba Selim pompalı tüfekle ateş ederek Yavuz’un elinden kurtuldu.
Buradan Balıkesir Edremit’e anneannesinin yanına kaçtı. 3 gün birlikte kaldığı anneannesi annesiyle ilgili hoşuna gitmeyen bir söz söyleyince kristal kül tablasını başına vura vura öldürdü.
Olayı duyan anne 2 gün sonra kalp krizinden öldü.
1998 yılında Loris Giuseppe Formentin isimli Belçikalı bir turisti bıçakladı, bacağından vurularak etkisiz hale getirildi.
Avcılar Kampusü'nde 1992'de 5 aylık hamile üniversite öğrencisi B. K ve 1993'te de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İhtisas öğrencisi D.Ö, tecavüz edildikten sonra öldürülmüştü. Semtte büyük paniğe neden olayların ardından sapık tüm çabalara rağmen yakalanamamıştı. Katilin ağabeyi Yıldır Yapıcıoğlu”na göre bu iki cinayetin faili de Yavuz Yapıcıoğlu’dur.
Yapıcıoğlu, önceki cinayetlerinde Türk Ceza Kanunu doğrultusunda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden verilen ‘kapalı yerde tutulamaz ve cezai ehliyeti yoktur’ şeklindeki raporlar sebebiyle hapse atılamıyordu.
Bunun yerine tedavisi için hastaneye gönderiliyordu. Ancak, bir yıllık tedavi süresini doldurmadan hastaneden elini kolunu sallayarak çıkan Yapıcıoğlu sudan sebeplerle cinayet işlemeye devam etti.
Sanık Yapıcıoğlu duruşmada kendisi hakkında verilen sağlam raporunun doğru olduğunu belirterek, doktorları ve mahkemeyi yanıltmak istemediğini söyledi.
Yapıcıoğlu, "Ben seri katil veya canavar değilim" dedi. Ancak Yapıcıoğlu, daha önce ruh hastası taklidi yaparak herkesi yanılttığını söyledi.
Polis kayıtlarına göre 18, ailesine ve görgü tanıklarına göre 43 kişinin katil zanlısı 36 yaşındaki Yapıcıoğlu, Cumhuriyet tarihinin en çok adam öldüren kişisi.
Seri katil bu cinayetleri 1994–2002 yılları arasında gerçekleştirdi.
Yavuz Yapıcıoğlu, Avcılar’da yakalanıp tutuklu olarak yargılanmaya başladı. Tekirdağ Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Gasp ve cinayetten yargılanıyor.
Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tutuklu sanık Yavuz Yapıcıoğlu duruşma sonunda Şakir Temürcü'yü öldürmekten 28 yıl, Salih Baş'ı da öldürmeye tam teşebbüsle yaralamak suçundan 16 yıla mahkum oldu.
Logged
sozinrock
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 16 Şubat 2007, 12:42:33 »

HAMDİ KAYAPINAR

"Zaten avciyim. Kurbanlarim av, avlarin üstünden çikan para ve esyalar da av ganimeti"

"Ailemden ve toplumdan intikam aldim. Yakalanmasaydim cinayetlere devam edecektim. Ama simdi pismanim"

22 yasinda. Cinayetlerine 14 yasindaki kardesini bogarak basladi. Mart 1998-Subat 2001 arasinda alti kisiyi daha öldürdü. Dört kisiyi de öldürmeye tesebbüs etti. Yargilaniyor. Alti kisiyi öldürdügü belirlenen Hamdi Kayapinar, ilk cinayetini sekiz yil önce öz kardesini öldürerek isledigini itiraf etti.

Kayapinar, 'Kurbanlarim av, esyalari da av ganimetidir' dedi
Üç yil içinde alti kisinin öldürülmesi ve dört kisinin yaralanmasi olayinin faili oldugu belirlenen 22 yasindaki Hamdi Kayapinar Kayseri'de yakalandi. Cinayetlerine14 yasindayken 11 yasindaki öz kardesini öldürerek basladigini itiraf eden Kayapinar, "Bu isi av olarak degerlendiriyorum" dedi. Geçen hafta, Talas ilçesi Mevlana Mahallesi'ndeki çöplükte av tüfegiyle vurulmus üç kisinin cesedini bulan polis arastirmalari sonucunda tespit ettigi Hamdi Kayapinar'in Yildirim Beyazit Mahallesi'ndeki evine baskin düzenledi. Evde yapilan aramada, üzerinde kan lekesi olan bir pantolon bulan ekipler, Kayapinar'i gözaltina aldi.

Agabeyi de suç ortagi
Hamdi Kayapinar ilk sorgusunda, "Çaldigim pompali av tüfegiyle halen cezaevinde baska suçtan yatan agabeyim Ümit Kayipinar'la birlikte 30 Mart 1998'de Argincik'ta giyim magazasi sahibi Yasar Sezer'i öldürdüm" dedi. Kayapinar, daha sonra cinayetlerine tek basina devam ettigini, iki yil önce Konaklar Mahallesi'nde Oto Galericiler Sitesi'nin gece bekçisi Memis Dinçaslan'i; geçen ay Sivas Caddesi'ndeki akaryakit istasyonunda pompaci olarak çalisan Ibrahim Genç'i; son olarak da Yildirim Beyazit Mahallesi'nde, Cafer Sahin ve Abdullah Aslan'i tüfekle vurarak öldürdügünü anlatti.
Öldürdügü kisilerin üzerinde buldugu para ve kiymetli esyalarini aldigini söyleyen Kayapinar, Sahin ve Aslan'i öldürdükten sonra otomobille Talas ilçesindeki çöplüge götürüp attigini, insaat bekçisi Ali Aras'i da olayi gördügü için öldürdügünü itiraf etti. Kayseri Emniyet Müdürü Bekir Tanrikulu ise, Kayapinar'in ayrica Ibrahim Aydemir, Bünyamin Selvitop ve Bedrettin Duvar'i öldürmek amaciyla av tüfegiyle vurarak yaraladigini açikladi. Tanrikulu, iki yil önce Kizilirmak Caddesi'ndeki bir insaatta Kayapinar'in kistirildigini, ancak sanigin polis memuru Ilhan Durus'u av tüfegiyle bacagindan yaralayarak kaçmayi basardigini söyledi. Tanrikulu, pompali av tüfeginin ele geçirildigini de belirtti.

'Intikam aldim'
Ifadesinde 14 yasindayken 11 yasindaki kardesi Serkan'i iple bogdugunu ve 4.5 yil cezaevinde yattigini anlatan Kayapinar sunlari söyledi: "Ailem onu benden daha çok seviyordu. Ben de kiskanip öldürdüm. Cezaevine girince okula da gidemedim ve psikolojik yapim bozuldu."Is bulamadigini ve babasi tarafindan sürekli asagilandigini anlatan Kayapinar ifadesinde, "Ailemden ve toplumdan intikam aldim. Yakalanmasaydim cinayetlere devam edecektim. Ama simdi pismanim" diye konustu. Cinayetlerini 'av' olarak degerlendiren Kayapinar, "Zaten avciyim. Kurbanlarim av, avlarin üstünden çikan para ve esyalar da av ganimeti" dedi. (aa/dha)

Kayserili Hamdi Kayapinar FBI yöntemiyle yakalandi
Kayseri Emniyet Müdürlügü'nde görevli cinayet masasi uzmanlarinin kafasi karismisti. Masanin ortasinda duran kalin dosyaya umutsuz gözlerle bakan cinayet masasi amiri, ‘‘Eldeki verileri bir daha gözden geçirelim’’ dedi ekibine. Aslinda ellerinde veri oldugu da söylenemezdi. Bes cinayetin failinin ayni kisi oldugunu, bütün kurbanlarin av tüfegiyle öldürüldügünü ve katilin vurduktan sonra bütün bos kovanlari topladigini biliyorlardi yalnizca. Kayseri Cinayet Bürosu'ndaki bu toplantinin alti ay öncesi. Yer Emniyet Genel Müdürlügü'nün Ankara'daki merkez binasi. Emniyet binasinin konferans salonu tiklim tiklim. Salonu dolduran il emniyet müdürleri ve cinayet büro amirleri kürsüdeki iki adami pür dikkat dinliyor. Bu iki adam Kuzey Teksas Üniversitesi Ceza Hukuku Bölüm Baskani Prof. Dr. Robert W. Taylor ve meslektasi Edward Huesken. Anlattiklari konu ise, seri cinayetler ve tahkikatta izlenecek yöntemler. Iki gün süren seminerden sonra Kayseri Emniyeti'nde görevli polisler de görevinin basina döndü. Ama meslektaslarindan bir farkla. Çünkü seminerde farketmislerdi ki, Kayseri'de son iki yildir cinayet isleyen bir seri katil vardi.

SIRA PSIKOLOGLARDA
Kayseri'ye döner dönmez tahkikat seminerde ögrenilen teknikler kullanilarak derinlestirildi. Ilk is olarak son iki yilda av tüfegiyle islenen bes cinayetin yeri tespit edildi. Böylece katile iliskin ilk bulguya ulasildi. Çünkü bes cinayet de sehirdeki bir su kanali boyunca ve 10 kilometrelik bir çizgi içinde islenmisti. Demek ki katil su kanalina yakin bir mahallede oturuyor ve bölgeyi iyi taniyordu.

Katille ilgili ikinci bulgu cinayetlerin zamanlarinin incelenmesiyle ortaya çikti. Çünkü ikinci cinayetle üçüncüsü arasinda 19 aylik bir bosluk vardi. Öyleyse katil 19 ay kadar bölgeden uzaklasmisti. Peki ne olabilirdi? Ya cezaevine girmisti ya da askere gitmisti. Tahliye ya da terhis sonrasinda da cinayet islemeye devam etmisti.

Katilin kimligine iliskin bu ipuçlari elde edildikten sonra psikologlarla masaya oturuldu. Kayseri polisi psikologlardan tipki Amerikan filmlerinde oldugu gibi katilin bir profilini çizmesini istedi. Kurbanlarin öldürülüs sekilleri ve diger deliller psikologlara anlatildi. Uzun bir çalismadan sonra katilin profili söyle belirlendi: ‘‘Cinayetleri tek basina isliyor. Insanlardan kopuk yasiyor. Içine kapanik. Aile yapisi bozuk. Muhtemelen aile için siddete maruz kaldigi için öç almayi ve siddeti aliskanlik haline getirmis. Kiskanç bir yapiya sahip ve büyük bir ihtimalle sabikali.’’

ESKAL TAMAM
Kayseri polisi elindeki eskal isiginda FBI'in sorusturmalarini aratmayan bir yöntemle ise giristi. Kayseri'de oturan ve bu vasiflara uyan kim varsa incelemeye alindi. Kisa süre sonra süpheler 22 yasindaki Hamdi Kayapinar üzerinde yogunlasti. 14 yasindayken kardesini bogarak öldürmüs ve 4.5 yil islahevinde yatmisti. Hemen gözaltina alindi. Parmak izi ve tanikliklardan sonra evi arandi. Kurbanlara ait kanli kiyafetler, saat ve ziynet esyalari bulundu. Kayapinar sorgusunda suçunu itiraf etti. 14 yasindayken erkek kardesini, 1989-1990 arasi, bir isadamiyla gece bekçisini, 1999-2001 arasinda da üç kisiyi öldürmüstü. Polisteki ifadesinin özeti ise suydu: ‘‘Okula gidemedim. Bir meslegim olmadi. Is aradim ama bulamadim. babam da beni sürekli asagiliyordu. Bu isi bir av olarak degerlendiriyorum. Zaten avciyim. Kurbanlarim av. Avlarimin üstünden çikan para ve esyalar da ganimetimdir.’’

Seri cinayetleri kartus çözdü
Türkiye'de yasanmis cinayetleri, islenmis suçlari ele alan Ipucu adli programin bu haftaki konusu bir seri katilin portresi. Kurbanlarini av kendisini avci olarak gören Hamdi Kayapinar Kayseri'nin Kanalboyu semtinde tam 6 kisiyi öldürdü. Avci cinayetlerin ardindan hiçbir delil birakmadan gözden kayboldu. Kayseri polisi ise cinayetleri çözmek için aylarca çalisti ve Hamdi Kayapinar'in evine nokta operasyonu yaparak avciyi ele geçirdi. Avciyi ele veren, son cinayetinde olay yerinde unuttugu pompali tüfegine ait kartustu. Ntv-00.05 20/06/2002 Yeni Safak

Seri katile ceza üstüne ceza
Kayseri’de, 3 yilda 6 kisiyi öldüren, 4 kisiyi de çesitli yerlerinden yaralayan seri katil Hamdi Kayapinar, 4 ayri suçtan 2 kez müebbet ve toplam 64 yil hapis cezasina çarptirildi. Kayseri 1. Agir Ceza Mahkemesi’nde görülen durusmada seri katil Hamdi Kayapinar’a (23) ceza yagdi. Durusma sirasinda sogukkanli oldugu gözlenen Kayapinar, geçmiste verdigi ifadelerinde herhangi bir degisiklik yapmayacagini söyledi. Durusma sonrasinda çikan kararla Hamdi Kayapinar, Memis Dinçaslan’i ve Ibrahim Genç’i öldürmek suçundan 2 kez ömür boyu agir hapis cezasina çarptirilirken, Memis Dinçaslan’in ve Ibrahim Genç’in parasini gasp etmek suçundan 12’ser yil hapis cezasina ve 2’ser yil da hücre cezasina çarptirildi. Kayapinar, Ibrahim Aydemir ve Bünyamin Selvitop’u öldürmeye tam tesebbüs ve silahli gasp suçundan ise 16 yil 8’er ay hapis cezasina çarptirildi. 2.10.2002 Yeni Mesaj Gzt

Polise ‘katil’ ödülü
Alti kisiyi öldürdügü, biri polis 4 kisiyi de yaraladigi iddiasiyla yargilanan Hamdi Kayapinar’in yakalanmasini saglayan Kayseri Emniyet Müdürlügü’nde görevli 28 personele, 2 ile 3 maas tutarinda ödül verilecek. 20/04/2001Milliyet
Logged
sozinrock
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 16 Şubat 2007, 12:43:47 »

AYHAN KARTAL


‘‘Içimdeki bir ses çocuklara yaklasmami söylüyordu. Ancak çocuklarla iliski kurabiliyorum''

AYHAN Kartal, 20 Nisan 1985'te Ikiçesmelik'te 13 yasindaki Armagan Kayadipli'yi tecavüz edip bogarak öldürdü. Bir yil hastanede tedavi görüp taburcu edilen Kartal, 23 Eylül 1989'ta Sirinyer'de 9 yasindaki Baris Kurt'u da tecavüz edip öldürdü. Kartal, bu cinayetten sonra Pinarbasi'ndaki evinde sandikta saklanirken bulunmustu. Yine, 1992 yilinda Manisa Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hastanesi'nde müsahede altina alinan Kartal, 14 Ekim 1993'de kaçti. Bir süre polisi pesinden kosturan Kartal sans eseri Izmir'de yakalandi, hastaneye döndü. Kartal, daha önce Kornis olan soyadini, ilk cinayetinden sonra degistirmis, yakalandiginda da polislere, ‘‘Içimdeki bir ses çocuklara yaklasmami söylüyordu. Ancak çocuklarla iliski kurabiliyorum'' demisti. Manisa’da hastanedeki kogusunda arkadaslari tarafindan biçaklanarak öldürüldü.

SAPIGA INFAZ (15.3.2000 Hürriyet)
Izmir'de iki çocuga tecavüz ettikten sonra öldüren Ayhan Kartal, Manisa’da hastanedeki kogusunda arkadaslari tarafindan biçaklanarak öldürüldü. ALANYA'da gasp ve biçaklama olaylarina karisan ve kisilik bozuklugu teshisiyle iki ay önce Manisa Ruh ve Sinir Hastaliklari Hastanesi'ne gönderilen Ali Kaya (23) ile Milas'ta iki kisiyi öldüren sara hastasi Tayfun Sahin (32), hastanede arkadas oldu. ÇIVICI katil Süleyman Aktas'in da bulundugu 17 kisilik E kogusunda kalan Kaya ve Sahin, kogus arkadaslari Izmir canavari Ayhan Kartal'i (34), bogazindan bir ve karnindan üç kez biçaklayarak öldürdü. KAYA ve Sahin ifadelerinde, tecavüzcü Ayhan Kartal'a çok kizdiklari ve bu nedenle öldürdüklerini belirtti. Elinde suç aleti bulunmayan Ali Kaya da, Kartal'i biçakladigini söyledi. Savcilik cinayete el koydu. IZMIR'de iki çocugu tecavüz edip, öldüren Ayhan Kartal, tedavi gördügü Manisa Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hastanesi'nde biçaklanarak öldürüldü. Kartal cinayeti, hastanede bir ay içindeki ikinci cinayet oldu. ALANYA'da gasp ve biçaklama olaylarina karisan ve kisilik bozuklugu teshisiyle Manisa Ruh Sagligi Hastanesi'ne gönderilen Ali Kaya (23) ile Milas'ta iki kisiyi öldüren zeka geriligi teshisiyle bir yil önce tedavi altina alinan epilepsi hastasi Tayfun Sahin (32), iyi arkadas oldu. ARALARINDA ‘‘Çivici Katil'' diye bilinen Süleyman Aktas'in da bulundugu 17 kisilik kogusta kalan Kaya ve Sahin, önceki gece Izmir Canavari Ayhan Kartal'i (34) bogazindan bir ve karnindan 3 kez biçakladi. KOGUSLARI gezen nöbetçi Dr. Semih Özalp, Kartal'i kanlar içinde buldu. Sahin'i ikna edip elindeki biçagi alan Dr. Özalp, hasta bakicilarinin da yardimiyla Kaya'yi da etkisiz hale getirerek polise haber verdi. Kartal, hastaneye götürülürken yasamini yitirdi. KAYA ve Sahin, tecavüzcü Kartal'a çok kizdiklarini, bu nedenle öldürdüklerini söyledi. Elinde suç aleti bulunmayan Kaya da, Kartal'i biçakladigini söyledi. Manisa Saglik Müdürü Ismet Nardal ve Manisa Ruh Sagligi Hastanesi Bashekimi Levent Ermete, Vali Muzaffer Ecemis'e cinayetle ilgili bilgi verdi. Savcilik cinayete el koydu. AYHAN Kartal, 20 Nisan 1985'te Ikiçesmelik'te 13 yasindaki Armagan Kayadipli'yi tecavüz edip bogarak öldürdü. Bir yil hastanede tedavi görüp taburcu edilen Kartal, 23 Eylül 1989'ta Sirinyer'de 9 yasindaki Baris Kurt'u da tecavüz edip öldürdü. Kartal, bu cinayetten sonra Pinarbasi'ndaki evinde sandikta saklanirken bulunmustu. Yine, 1992 yilinda Manisa Ruh Sagligi ve Hastaliklari Hastanesi'nde müsahade altina alinan Kartal, 14 Ekim 1993'de kaçti, bir süre polisi pesinden kosturan Kartal sans eseri Izmir'de yakalandi, hastaneye döndü. Kartal, daha önce Kornis olan soyadini, ilk cinayetinden sonra degistirmis, yakalandiginda da polislere, ‘‘Içimdeki bir ses çocuklara yaklasmami söylüyordu. Ancak çocuklarla iliski kurabiliyorum'' demisti.
Logged
ozgurnaci
Administrator
Üye
*****

Karma: 41
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3925



WWW
« Yanıtla #6 : 25 Şubat 2007, 02:16:59 »

AYHAN KARTAL'a izmir de özenen yoktur inşallah. adam izmir gibi bir yerde sapıtmış.
Logged


Geri sayım sen doğduğunda başladı! Eğer(9)canlı bile olsaydın en fazla(8)kez kaçabilirdin Ölümden! Bil ki(7)Düvele sultan dahi olsan yerin(6)Mekan olacak sana. En fazla(5)Metre kumaş götürebileceksin! Kapatacaksın (4)açsanda gözlerini! Bu(3)günlük dünyada Azraile (2)kat olup yalvarsanda(1)gün öleceksin! İşte, o an herşey (0) dan başlayacak.

Çünkü,ÖLÜM YENİDEN DOĞUŞTUR!
http://img223.imageshack.us/img223/2293/qaripx1pm0jcsu
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: