Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ümit Yasar Oğuzcan  (Okunma Sayısı 87 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« : 16 Nisan 2008, 10:50:09 »

Ümit Yaşar OĞUZCAN
( 1926 - 1984 )

HAYATI:

22 Ağustos 1926'da Tarsus'ta doğdu.4 Kasım 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi.Eskişehir Ticaret Lisesi'ni bitirdi.Osmanlı
Bankası ve Türkiye İş Bankası'nda çalıştı. 1977'de emekliye ayrıldı. İstanbul'da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.
Bir süre yayıncılık ve Akbank Genel Müdürlüğü Krediler Servisi'nde çalıştı.En duyarlı ve yoğun aşk şiirlerinin yazarıdır. Oğ-
lunun intihar etmesinden sonra ölüm ve ayrılık konularına yönelmiştir.Şiirlerinin bir çoğu bestelenmiş ve çok sevilen dinlenen
şarkılar olarak tanınmıştır.

ESERLERİ:

İnsanoğlu (1947)
Deniz Musikisi (1949)
Dillere Destan (1954)
Aşkımızın Son Çarşambası (1955)
Bir Daha Ölmek (1956)
İki Kişiye Bir Dünya (1957)
Karanlığın Gözleri (1960)
Üstüme Varma İstanbul (1961)
Sevenler Ölmez (1962)
Ötesi Yok (1963)
Hüzün Şarkıları (1963)
Mihribana Şiirler (1965)
Toprak Olana Kadar (1968)
Aşk mıydı O (1969)
Önce Sen Sonra Sen (1971)
Rubailer (1972)
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim (1978)



 
Logged
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2008, 10:16:26 »

ABANOZ SOKAGI

Kirli çarşaflar ağardı karanlıktan
Abanoz sokağında akşam olmaktadır
Alçacık sedirlerde üryan kadınlar
Kötü kadınlar, kederli kadınlar
Çaresiz yalnızlıklar içinde
Sığınmış merhametine kederin
Kan gibi, irin gibi kadınlar

Ezilmiş bir çiçeğe benzer kalpleri
Gözbebeklerinde saadetten eser yok
Bekleşirler gelecek ilk sevgiliyi
Bu umutla sürüklenir sofalarda ayaklar
Sahipsiz ayaklar, zavallı ayaklar
Ayaklar çeker ağırlığını kaldırımların
Sürer ayakların çilesi mezara kadar

Soğuk ürpertileri içinde kimsesizliğin
Yorgun yatağında bir kadın ağlar
Günahkar dudakları kıpkırmızı
Sürmeli gözlerinde mor mor halkalar
Bir aksiseda gibi dağılır aynalarda
'Biraz aşk, biraz heyecan, biraz ümit'
Böylece hayat geçip gider loş odalarda

Solar güneş ışığı çiçekli basmalarda
Boyanır efkarlı yüzler ağır ağır
Kalçaları çürük içinde bir kötü kadın
Unutulmuş türküler söyler hafiften
Basık tavanlı odalar aydınlanır
Alçacık sedirlerde üryan kadınlar
Abanoz sokağında akşam olmaktadır



ACILAR DENİZİ

Ben acılar denizinde boğulmuşum
işitmem vapur düdüklerini , martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık , bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...



ANI

Ne varsa en güzel üç gün üç gece
Bir kıyı şehrinde seninle yaşadık
Tutuştum,elim ellerine değince
Öylesi sıcaktın,öylesi aydınlık

Güzellikten,mutluluktan,sevgiden
Kumların üstünde bir evren yarattık
O dakikalar yaşandı mı sahiden
Bir düş müydü yoksa gercekten var mıydık

Nasıl geçip gidiverdi o zamanlar
O bir daha zor yaşanılır çılgınlık
O alev alev yaktığımız ormanlar

Ey şimdi o kıyı şehrinde kalanlar
Duyun,anlayın,haykırın çığlık çığlık
Böyle bir anı bir daha yaşanmaz artık...




AŞKA DÖNÜŞ

Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çıkabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Konuşmak konuşmak gözlerle fısıltılarla
Duymak büyülü sıcaklığını beyaz ellerin
Her gecen dakika var olduğunu anlamak için
Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla

Unutmak ne varsa kötülükten yana
İnmek sevilen gözlerin derinliğine
Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildiğine
Bin yıl içmek o sulardan kana kana

Her gün ona koşmak dağlardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatlı hayal, en büyük gerçek
Anlarsın taşan o günlerden gecelerden

Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasın gelir
Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere
Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir buğu halinde o yükselir

Sen yoksun artık anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var, gözleri, dudakları
Anlarsın tenin beslediği zaman toprakları
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar

Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu.




BANA BİR ŞARKI SÖYLE

Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum
Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin, aksin içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Yağan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle
Logged
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2008, 10:17:43 »

BIR DAHA OLMEK

o yaşamak kadar güzel kadın
bana ölümü hatırlatıyor
onu her gördüğümde
ya ölürsem, diyordu
ya ölürsem,
bu kadın benim için ağlarsa..

bilsem bana acımayacağını
beni unutacağını bilsem
bu kadar ölümü düşünmezdim
o yaşadıkça ölüme inanasım geliyor..

cenazeme çiçek göndermeyin
çünkü ozaman tabutumda olmayacağım
kalabalık arasında sizde varsınız
bilinki yanınızdayım
mezarlığa kadar yürüyeceğiz el ele
avuçlarımızda bütün sıcaklığımız
öyle şiirler okuyacağımki size
öldüğüme inanmayacaksınız..

bembeyaz bir kefene saracaksınız beni
ölmeyeceğim
tahta bir tabuta koyacaksınız beni
ölmeyeceğim
üzerime toprak atacaksınız kürek kürek
yine ölmeyeceğim
sonra sağır sessizliği içinde zamanın
bir bir bırakıp gideceksiniz beni
ölmekten beter olacağım..

demek o beni sevmiyor,
demek o beni anlamıyor
bana içkimi verin
bana kadehimi verin,
bana ellerimi verin
onun şerefine kadeh kaldırır gibi
bir daha,
bir daha ölmek itiyorum..



DENIZ MUSIKISI

Ey.. Üzerinde yıllar vadedilmiş
Mavilikler ortasında ada
Bu sonbahar günü ruhumda geniş
Ve karanlık hatıran canlanmada.

Bu ürkek, sakin sonbahar akşamı
Denizlere doğru taşıyor ruhum
Denizler doldurmuş bütün dünyamı
Sana denizlerden sesleniyorum.

Ben denizlere aşinayım artık
Yabancım değil deniz musikisi
İlk aşk kadar temiz bu aşinalık
Deniz sevgililerin en iyisi.

Deniz insanlarının hepsi cömert
Denizler, denizler doldurdu beni
Denizler mavi, denizler lacivert
Deniz insanlarının gönlü gani.

Denizlerin beyaz gemileri var
Dağlar misali heybetli küpeşte
Işıkla, nurla yoğrulmuş dalgalar
Deniz insanları yanmış güneşte.

Anlıyorum köpüklerin dilinden
Onlar ki sonsuzluğa gönül vermiş
Martılar bir kıtanın sahilinden
Bambaşka bir kıtaya kanat germiş.

Dalgalar, Dalgalar, Dalgalardan yüce
Bulutlardan beyaz ve hür dalgalar
Benim avare ve mahzun gönlümce
Zamanla beraber yürür dalgalar.

Her saat benimle beraber deniz
Keskin poyrazları içime dolar
Söyleyin, söyleyin neredesiniz
İyi yürekli tayfalar, muçolar.

Sana geliyorum deniz, beni sar
İçimde mesafelerin korkusu
Renkten besteler, köpükten çalgılar
Ey emsalsiz musiki, Ey tuzlu su..

Gönlüm maviliğin sonsuzluğunda
Düşüncem deniz kenarına gider
Gemiler görürüm deniz ufkunda
Yelkenleri alev alev gemiler..

Ey neşeli ve bahtiyar tayfalar,
Deniz şarkısı söyleyin bana
Kapansın şu hasret dolu sayfalar
Giderim bir limandan bir limana.

Rüyalar gibi deniz yolculuğu
Güneşle beraber çıkılır yola
Bir türkü tutturur deniz çocuğu
Heyamola, dalgalar heyamola.

Her akşam düşsün gözbebeklerime
Masmavi denizlerin aydınlığı
Dövmeler işletip bileklerime
Söyleyeceğim bu mavi şarkıyı.

Bütün şehirleriniz sizin olsun
Ben aşığım dalgaların sesine
Taparcasına, ölürcesine
İçimde ne varsa denizin olsun...



EN ESKİ YALNIZLIĞIM AŞK BENİM

En eski yalnızlığımdır aşk benim
Gitgide büyüyen karanlıklarla
Ne zaman sevdiysem kavruldu tenim
Bir ateşin açtığı yanıklarla

Sabahı olmazdı çok gecelerin
Alır, götürürlerdi beni onlar
Öptüğüm elleriyle, korkunç derin
Bir uçurumun kenarına kadar.

Sonra bırakır giderlerdi, üzgün
Bakardım sessizce arkalarından
Sonra umutsuzluk, gözyaşı ve kan.

Bütün umutlarım biterdi bir gün
Bir gecenin orsatında kalırdım
Tek başıma ben, ben ve yalnızlığım



GUZELDINIZ

Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne
Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan
Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara
Gün olur dağ rüzgarıyla gelirdiniz
İnsanı büyüleyen bir havanız vardı
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık elleriniz
Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz
Ya dudaklarınız yaban eriği kokulu
İnsanı deli divane eden dudaklarınız
Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine
Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz
Bir tanrı yüreğiyle severdik sizi
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

Nereye gitsek sizi bulurduk karşımızda
Yürüsek gölgemizdiniz uyusak düşümüzdünüz
Kır çiçekleri açardı bastığınız yerde
İyot kokuları gelirdi uzak denizlerden
Gözlerinize gemilerin biri gelir biri giderdi
Yosun yeşili elbiseler giyerdiniz
Bilseniz nasıl da yaraşırdı size.

Şimdi ne desek faydasız yoksunuz
Bir karanlıktır bıraktınız arkanızda
Yüzünüzü görmek mümkün değil artık
Kulaklarımızda yalnız aksi kaldı gülüşlerinizin
Hani yokluğunuz bu kadar uzun sürmeyecekti
Hani giderken gelirim demiştiniz
Vefasızlık bile yakıştı size
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz...
Logged
DaRKNiGHT
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 04 Mayıs 2008, 10:18:27 »

KEKEME

Bir kekeme bilirim, dolaşır garip garip
Bu şehrin daracık sokaklarında
Kelimeler zincire vurulmuş gibidir
Dudaklarında.

Ne ismini söyleyebilir doğru dürüst
Ne sevdiğine ilan-ı aşk edebilir
Sormayın neden yalnız yaşadığını
Kusurunu bilir.

O güzelim şiirleri hep içinden okur
Bu dert de çekilmez doğrusu
Güzel söylenilmiş cümlelerle doludur
Bütün uykusu.

Günahsız harfler onun nazarında
Birer siyah heyüla gibidir
Ay ışığında sevgiliye söylenen sözler
Rüya gibidir.

İçince az kekelermiş, diyorlar
Sarhoş gezdiği de hep bu yüzdenmiş
Ama neye yarar, İsmine bir kere
Kekeme denmiş...



MİLYON KERE AYTEN

Ben bir ayten tutturmuşum
Oh ne iyi
Aytenli içkiler içip sarhoş oluyorum
Ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz ayten sürüyorum
Güzelleşiyor.
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum,ayten üzerine
Saatim her zaman ya ayten’e beş var
Ya ayten’i beş geçiyor

Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden ayten’deyiz.
Günlerden aytentesi
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten’i övecekseniz
Ne ala oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz ayten’i
İki laf ederiz.

Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten’i size bırakmam
Alın,tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse

Ben ayten’i düşünürüm üşümem
Üç kere adını tekrarlarım karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi?
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar !

Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun




TÜRKİYE'MİZ

Dolaştım Türkiye'yi karış karış
Adamlar gördüm alnı açık
Elleri ekmek kavgasındaydı yaz, kış
Düşünceleri geceler gibi karanlık
Adamlar gördüm anlaşılmamış.

Dolaştım Türkiye'yi adım adım
Kadınlar gördüm bakır çehreli
Dilekleri sonsuz, zevkleri yarım
Kadınlar gördüm ağırbaşlı, terbiyeli
Güzellik ne imiş anladım.

Dolaştım Türkiye'yi sokak sokak
Çocuklar gördüm saz benizli, sıtmalı
Çocuklar gördüm gamdan kederden uzak
Dedim: İnsan her yaşta çocuk olmalı
Her şeye rağmen güzel yaşamak.

Dolaştım Türkiye'yi bahçe bahçe
Mersin'de portakal, Niğde'de elma yedim
Hazlar duydum gül yaprağından ince
İşçi kadınlarla türkü söyledim
Bahçelerde paydos vakti gelince.

Dolaştım Türkiye'yi şehir şehir
Evler gördüm sazdan kerpiçten
Açtım kapılarını bir bir
Kapkara bir dumandı bacalarda tüten
Anladım ki evler tekin değildir.

Dolaştım Türkiye'yi uzak yakın
Camileri, hanları, köprüleriyle
Duydum masalını eski zamanların
Ağladım hüzün dolu türküleriyle
Taşlara ruh veren insanların .

Dolaştım Türkiye'yi deniz deniz
Balıkçı kayıklarında sabahı ettim
Zevkler tattım köpükler gibi deniz
Denizlerde sarhoş oldum, sahilde hora teptim
Denizleriyle bir başka güzeldi Türkiye'miz.

Dolaştım Türkiye'yi mezar mezar
Zamana hükmeden taşlar gördüm
Ta Ardahan'dan Edirne'ye kadar
Kesilmiş, fakat eğilmemiş başlar gördüm
Kolu bir yerde, bacağı bir yerde yatar.

Dolaştım Türkiye'yi yürek yürek
Gördüm insanlarında hürriyeti
Kovanlarında işlemişler petek petek
Güzelliği, doğruluğu, iyi niyeti
Dedim, Mümkün değil Türkiye'yi sevmemek.

Dedim, Hemşehrilerim, kardeşlerim
Aydın olsun yarını hepinizin
Sizin için göz nurum, alım terim
En iyi insanları namuslu Türkiye'mizin
Sizinle yaşayıp, sizinle ölmek isterim..




YIKILIS

Günahım, vebalimdin
Kızımdın kimi zaman
Kız kardeşim
Yada sevgilimdin
Hiç bir şeyim değildin
Belki de her şeyimdin
Çirkinimdin,
Güzelimdin
Sevgide iki gözüm
Dostlukta iki gözüm
Dostlukta sağ elimdin
Dilim dilimdin
Öpüşürken
Yüreğime serilmiş
Nakışlı bir kilimdin
Deli olurdum
Bir gün görmesem
Hasretimdin,
Hayalimdin
Bir başkaydı
Kavuşmalarımız
O zamanlar çılgındım
Delindim
Şimdi bakıyorum da
Geldiğimiz yere
Soruyorum
Sahi sen kimdin? 

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: