|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 27 Eylül 2006, 16:08:59 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : 27 Eylül 2006, 16:14:21 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : 27 Eylül 2006, 16:17:39 » |
|
2000 Lara Jo Regan, ABD ABD'deki kaçak yaşayan göçmen Meksikalıların bir günü. 2001 Erik Refner, Danimarka Pakistan'daki kampa hayata veda eden bir Afgan mülteci çocuk cenazesi için hazırlanıyor. 2002 Eric Grigorian, ABD İran'da asker ve köylüler, depremde ölen kurbanlar için mezar kazıyorlar. Bir çocuk ise ölen babasının pantolonuna sıkı sıkı sarılmış, yanıbaşındaki boşluğa babasının gömülmesini bekliyor. 2003 Jean-Marc Bouju, Fransa Iraklı adam, savaş esirlerinin tutulduğu bölgede çocuğunu rahatlatmaya çalışıyor. 2004 Arko Datta, Hindistan Hint kadın, tsunami faciasında ölen yakını için ağlıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : 27 Eylül 2006, 16:38:42 » |
|
1984 Pablo Bartholomew, Hindistan Hindistan'da bir kimyasal fabrikadan sızan zehirli gaz, bir çocuğun ölümüne yol açtı. 1985 Frank Fournier, Fransa Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü 1986 Alon Reininger, ABD ABD'li Ken Meeks'in cildi AIDS'e bağlı bir hastalıktan ötürü yaralarla kaplandı. 1987 Anthony Suau, ABD Güney Kore'de bir anne, Başkanlık seçiminde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla katıldığı gösteride tutuklanan oğlu için özür ve af diliyor. 1989 Charlie Cole, ABD Çin'de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : 27 Eylül 2006, 16:39:31 » |
|
1979 David Burnett, ABD Tayland'daki mülteci kampında yemek dağıtılmasını bekleyen Kamboçyalı anne, bebeğini korumaya çalışıyor. 1980 Michael Wells, İngiltere Uganda'da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ve bir misyoner. 1981 Manuel Pérez Barriopedro, İspanya Ödüllü kare, Albay Molina ve askeri polisin İspanya Parlamentosu'nu rehin aldığı 23 Şubat 1981'de çekildi. Rutin bir parlamento günü yaşayacağını zanneden İspanyol fotoğrafçı filmleri ayakkabısında sakladı. 1982 Robin Moyer, ABD Beyrut'taki kamplarda katledilen Filistinli mülteciler. ABD'li Moyer, dayanılmaz koku arasında fotoğrafları çekmeye çalışırken İsrailli askerlerin şakalaştığını duyuyordu. Katiller hiç bir zaman yargı karşısına çıkmadı 1983 Mustafa Bozdemir, Türkiye 30 Ekim 1983'te Koyunören'de meydana gelen depremde, Türk annenin 5 çocuğunun ölüsünü gördüğü andaki tepkisi yürekleri parçaladı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
   
Karma: 340
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3618
www.mnaal.org
|
 |
« Yanıtla #10 : 27 Eylül 2006, 16:41:12 » |
|
hepsi yüz karartıcı ama müthiş resimler çok saol etkileyiciydi
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez; Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda, yeri samur döşeli; Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada, Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün? Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi; Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ; Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi; İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
|
|
|
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : 27 Eylül 2006, 16:43:59 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #14 : 27 Eylül 2006, 16:44:34 » |
|
LÜßNAN evi yıkılan arkadaşını teselli etmeye çalışıyor barış Ortadoğu’dan şimdilik uzak Beyrut’ta saldırılardan kaçan bir aile pikabın arkasına yerleşiyor ßunLarda www.cnnturk.com dan aLınmıştır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #16 : 27 Eylül 2006, 16:47:26 » |
|
 Bulgaristan’ın Başkenti Sofya’daki Çingene Mahallesi’ndeki kaçak yapılar, yani mahalle yıkılacaktı. Ancak insan hakları örgütlerinin ve çingenelerin karşı çıkışları sonucunda Sofya yerel yönetimi yıkım planlarını iptal etti. AP Ajansı’ndan Petar Petrov mahalleye gittiğinde bu fotoğrafı çekti. Çocuğun sabah mahmurluğu ile kaplı hüznü ne kadar da saftı. Sanki mahalle ‘o’ anda kendi derdini unutmuş, sadece duvarlarla değil topyekün ama sessiz, çocuğa yaslanacak bir teselli kucağı olmuştu. (Associated Press / Petar Petrov)
 Kudüs’te Zeytindağı’nda, Filistinli gerillaların kaçırıp öldürdüğü İsrailli 18 yaşındaki Eliahu Asheri’nin cenazesi... Yakınlarından ikisi, gencin mezara konmasını izliyor. ‘O’ anda birinin duyguları çakır gözlerini başka yöne çeviriyor. Yüzünde yakınını öyle görmenin dehşeti diğeri ise ‘o’ ana kadar saklamış gibi, bakışlarında umudunu da bakışlarını kullanarak içine gömüyor. (Associated Press / Oded Balilty)
 İsviçre’nin Zurih Kenti’ne yıldırım düşüyor. Ama fotoğrafçı bu kadar yakından yıldırım görüntüleyebilecek kadar şanslı, donanımlı ve becerikli ki ‘o’ an, gökyüzünün çatırdadığı ve öte tarafın göz kamaştırıcı ışığının göründüğü bir fotoğrafa dönüşüyor. (Associated Press / Keystone, Alessandro Della Bella) ]Filistin’de Gazze’de o sırada Filistin Halk Direniş Komiteleri Sözcüsü bir açıklama yapıyordu. Kaçırdıkları İsrailli askerin güvenli bir yerde sağ olduğunu anlatıyordu. Basın toplantısı izleyen AP Foto Muhabiri Hatem Moussa, orada bulunan yüzü maskeli bir Filistin Halk Direniş Komiteleri militanının yakın plan fotoğrafını çekiyordu. Basın toplantısında şiddet konuşuluyordu. Militanın gözlerinde de bir maske bulunuyordu. Kararlı, kayıtsız bakışın maskesi... Ama foto muhabiri, kanayan bir yaradan gelen kanın giysi üzerine yayılması gibi bakışlardaki maskeye dağılan hüznü kayda geçiriyordu. (Associated Press / Hatem Moussa) Keşmir’in Hindistan’ın kontrolü altında bulunan bölgede 1947’den beri yaşanan sahnelerden biri. Hindistan’la Pakistan arasında iki ülkeyi savaşın eşiğine kadar getiren anlaşmazlık bir yana, çatışmalar yüzünden bu süre içinde 70 bin insan öldü. 26 Haziran’da polisin şüphelerine göre, ayrılıkçı militanlar 3 kişiyi öldürdü. O sırada öldürülenlerden birinin yakınları evin penceresinden cenazeyi izliyordu. AP Ajansı’ndan Rafiq Maqbool deklanşöre bastığında ışık yüz ifadelerini kullanarak 60 yıldır süregelen acının orada artık klasikleşmiş tablosunu oluşturuyordu. (Associated Press / Rafiq Maqbool) Amerika’da Washington Eyaleti’ndeki Traycon’da Bay Jason Romero balık avlıyor. Ama bu harika fotoğrafın hikayesi aslında başka. O sırada orada hava çok durgun.Gökyüzü o elverişli havanın şerefine süslenmiş. Göl yüzeyi de bütün içtenliğiyle bu görsel şenliğe katılıp yansıtınca Bay Romero farkında olmadan gökyüzünden balık tutmaya başlamış. (Associated Press / Kitsap Sun, Larry Steagall) Genç adam bir Amerikalı asker... Wisconsin Eyaleti’ndeki Oshkosh Kenti’nde birliğiyle Irak’a sevkedilmek üzere ailesinden ayrılıyor. Duygular çok güçlü... Ağlamanın yanısıra kendisine el sallayan ailesine bakışlarıyla uzanıyor. Ve bu duygu yoğunluğundan sanki otobüsün camı ortadan kalkmaya yüz tutuyor da meslektaşımız bu büyülü anı kayda geçiriyor. (Associated Press / Oshkosh Northwestern, Laura May) Sri Lanka’da 15 Haziran günü içinde çocukların da bulunduğu bir otobüs, şüphelere göre, Tamil Gerillaları’nın döşediği bir mayının üzerinden geçince patladı. Hepsi aynı köyden 15’i çocuk 64 kişi can verdi. Fotoğraf, toplu cenaze töreninin son aşamasını gösteriyor. Toplu mezara toprak doldurulurken güneş, gölgeleriyle de olsa ölenlerin yakınlarına son bir yakın veda olanağı veriyor. (Associated Press / Manish Swarup) Erişkin bir Rockeye Somon balığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho Eyaleti’nde bulunan bir laboratuardaki kavanozun içinden bakıyor. Rockeye Somonlarının nesli aşırı avlanma yüzünden tükenmek üzere. Elbette bu balığın her zamanki bakışı. Ama ‘o’ anda türünün neslini tüketen insan nesline “Bunu bana nasıl yaparsınız?” dehşetiyle bakıyor. (Associated Press / The Idaho Statesman, Darin Oswald) noT:ntvmsnbc.com'dan aLıntıdıR..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #17 : 27 Eylül 2006, 16:48:06 » |
|
Sudan'ın batısındaki Darfur’da 2003 Şubatı’nda başlayan ayaklanmadan bu yana, otuz bine yakın sivil ve milis öldü. Bir milyondan fazla kişi köylerini terk etmek zorunda kaldı. Yüz binden fazlası da Çad’a sığındı. Geride kalanlarsa açlık ve sefaletle mücadele ediyor. Fotoğraf, Darfur Barış Anlaşması’na muhalefet eden Sudan Kurtuluş Ordusu'nun merkezi sayılan Finna kentindeki bir kampta çekilmiş. Gözleri kan içinde kalmış bu adam da Kurtuluş Ordusu'nun üyelerinden biri. Karede görülmüyor ama ‘o’ anda Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi Mia Farrow da kampta incelemelerde bulunuyor. El Kaide'nin Irak'taki yeni lideri olarak Şeyh Ebu Hamza El Muhacir'in belirlemesinin ardından bugün yedi ayrı yerde saldırı oldu, 20'den fazla insan öldü. Ve bu Iraklı kadının bakışlarına yansıdığı gibi korku, endişe ve ümitsizlik daha da arttı. Fotoğraf, Şiiler için kutsal sayılan Kerbela'da çekilmiş. Kamıştan yapılmış evindeki bir aralıktan ürkerek bakan bu kadının gözleri herşeyi anlatmaya yetiyor aslında. Su hayattır ama fazlası canlıları, doğayı, kentleri yok eder. Geçtiğimiz hafta Hindistan muson yağmurlarına yine yenik düştü ve toprak kaymaları, sular altında kalan evler, çok sayıda insanı mağdur etti. Sular altında kalan köylerden biri de Oyray'dı. Her yer suyla kaplanmıştı ama içmek için de suya ihtiyaç vardı. İşte bu çocuk da suyun üstünde kalan bir tulumbadan su çekiyor ‘o’ anda... Japon Sumo güreşçileri iyi niyet ziyareti yaptıkları İsrail’de gösteride. Koca ve ağır vücutların ne kadar esnek olduklarını kanıtlıyorlar. Bu sahneden amaç, sumonun estetik yanı da olduğunu göstermekse eğer, amaçlarına ulaşıyorlar. Biraz... Sudanlılar, ülkelerindeki karışıklıktan kaçıp İsrail’e geçti. Sığınma talep ettiler ve kendileriyle birlikte olan 197 kişiyle hapse atıldılar. Arap gerillaların zulmünden kaçtıkları için İsrail’in kendilerini kabul edeceğini düşündüler. Duruşlarından ‘o’ anda ve o açıdan bile yaşadıkları hayalkırıklığını yansıtıyorlardı. Maasiyahu Cezaevi avlusunda ‘o’ anda gölgeler tarafından bile hapsediliyorlardı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #18 : 27 Eylül 2006, 16:48:50 » |
|
Fotoğraf Amerikan Ordusu tarafından uluslararası haber ajanslarına verildi. Irak’ın kuzeyinde iki Iraklı, bir kontrol noktasında araçlarının Amerikan askerleri tarafından aranmasını seyrediyor. Ordu fotoğrafçısı Çavuş Jacop Bailey ‘o’ anı saptarken güneşe karşı çekim yaptığından kamerasının diyaframını kısmış. Bu durum, ‘o’ anın gerçeklerinin de kısılmasına yolaçmış. Sırbistan’da Arnavut kökenli bir kadın evinin penceresinden bakıyor. Doku, çizgiler, bunların kadının yalnızlığını öne çıkarması açısından iyi bir fotoğraf. Oysa bu haber fotoğrafı. Haberse şu: “Sırbistan Devlet Başkanı Karabağ’ın referandumla ayrılmasından sonra Avrupa Birliği’nin ortaya çıkan gerilimi yumuşatmak için yaptığı öneriyi reddetti.” Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho Eyaleti semalarında çok ender görülen ve buna koşut olarak çok güzel bir doğa olayı. Türkçe’ye “Yüksek Ufuk Yayı” diye çevrilebilen bir tabiat sürprizi. Güneş ışınları bu olay gerekli bir sırada dizilmiş buz kristallerinin arasından geçince oluşan görüntü. Sanki gökyüzündeki görünmez bir dev varlığın saçları güneş ışınlarına yakalanıyor da meslektaşımız bu sırrı yakalıyor. Sudan Darfur’da Arap kökenli gerilla gruplarının zulmüne maruz kalan yüzbinlerce insan yerinden oldu. Sayıları 3 milyona ulaştı. Mayıs ayının sonunda çatışma bölgelerinden kaçan bir grup, Mısır üzerinden İsrail’e geçerek siyasi sığınma talep etti. Hepsi hapsedildi. İçlerinden birini demir parmaklıklar arkasında gösteren ‘o’ an, içlerindeki hayal kırıklığının, biraz öfkenin, gözlerden dışa vurumunu göstermekteydi. Güneydoğu Asya’nın çiçeği burnunda ada devleti Doğu Timor’da iç karışıklık var. Ülkede çeteler savaşı yaşanıyor. Ülkede kanun hakimiyeti ve düzen sağlamak için gönderilen Avustralya askerleri zorlanıyor. Başkent Dili sokaklarında yüzünü gizleyerek dolaşan bu çocuk ‘o’ anda gözleriyle daracık aralıktan durumun vehametini anlatıyor. Kabil’de bir engelli genç, elbisesini kurutuyor. Fotoğrafçı Rodrigo Abd’ın çektiği fotoğrafta bilgi olarak da şu yazıyor : “Son olaylardan sonra Kabil’de hayat normale dönüyor...” Soldan sağa; Arun 3 yaşında, Gopika 2 yaşında ve Subiksha 4 aylık. Üçü de HIV taşıyor. Üçü de AIDS yüzünden öksüz. Hindistan’da kendileriyle birlikte bakılan ve aynı durumda olan 36 çocukla birlikte bir yetimhanede barınıyorlar. Yaklaşık 6 milyon enfekte insanla dünyanın en fazla HIV taşıyıcısı veya AIDS hastası bulunan ülkesinde yaşıyorlar. Altlarına serilen veya üzerlerine örtülenler olmasa ne kadar da yalnızlar.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #19 : 27 Eylül 2006, 16:55:35 » |
|
:'( )): ),:
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
   
Karma: 340
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3618
www.mnaal.org
|
 |
« Yanıtla #20 : 27 Eylül 2006, 16:57:24 » |
|
al benden de o kadar neden bütün naneye büyükler yerken fatura hep çocuklara yani küfür etmemk için zor tutuyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez; Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda, yeri samur döşeli; Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada, Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün? Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi; Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ; Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi; İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #21 : 27 Eylül 2006, 17:00:06 » |
|
onnaR büyük mü'!?. >  .. "Açız!"
Önce derin bir "ay" çekiyor Nesime. "Anlatamam" diyor. "Nasıl başım ağrıyor, bak ellerim titriyor dünden beri." Dün yaşadıklarını anlatmasını istediğimizde hakikaten panik oluyor, sanki hayatındaki en büyük korkusu karşısına çıkmış gibi irkiliyor ve elleri titriyor. Zorluyoruz Nesime'yi, böyle hayat derslerine ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. İstemeye istemeye başlıyor anlatmaya... Anlatırken altında ezildiği yükün ne kadar büyük olduğu, ne kadar acı çektiği yüzünden, titreyen ellerinden belli oluyor. Daha başlar başlamaz boncuk boncuk terliyor.
Yemek saatinin sonuydu, servis bitmiş temizliğe başlamıştım, bir ses geldi, ağlayan bir çocuk sesi gibiydi diyor. Tekrar yaşadığı her halinden belli olan o anı şöyle anlatıyor Nesime.
- Dışarı çıktım, kadın nasıl ağlıyor, bana dedi ki; "abla 3 günden beri çok açım, akşam suyu koydum kaynattım, içine ekmek doğrayıp çocuklarıma yedirdim"
Hiç bir şey yememişler yani hiçbir şeyleri yokmuş. Kadını ve kızını içeri yemekhaneye götürdüm. Siz oturun ben size yemek getireyim dedim. Oturttum, yemek tepsisini hazırlayıp önüne koyar koymaz kadın ellerime sarılıp öpmeye başladı. Ellerimi kurtarmaya çalıştım, kadın nasıl sarılıyor bana, ağlıyor. Kadın bayıldı. Şaşırdım, panik oldum, elim ayağım titredi. Yemekhanede görevli diğer arkadaşları çağırdım, kadını ayılttılar. Kadın konuşamıyor, yemekhane görevlileri ağlıyor, ben ağlıyorum... Kadını oturttuk, kadın hala ellerimi öpüyor, “bu yemekler çok güzel, çok güzel, biz hiç böyle yemek görmedik, yemedik” diyor.
Büyük bir heyecanla olayı anlatan Nesime’nin sözünü keserek yemekte ne olduğunu soruyoruz. Domates çorbası, pilav, tavuk ve irmik helvası olduğunu öğreniyoruz. Ve öğreniyoruz ki aslında yemek saati bittiği için, bu yemeklerin bir kısmı Nesime’nin sonra yemek üzere dolaba koyduğu kendi hakkı olan yemekler. Kadın aç olduğunu söyleyince Nesime “onun kısmeti” diyerek kendi yemeklerini ona veriyor.
Nesime kadının sözlerini tekrar tekrar aktarıyor bize: “bu yemekler çok güzel, çok güzel, biz hiç böyle yemek görmedik, yemedik!, Siz ne kadar büyüksünüz, Allah sizden razı olsun.! Nesime kadının yerine az kalsın ben bayılacaktım, fenalaştım diyor.
Yemekhanede görevli arkadaşlar kalan ekmekleri ve yemekleri paketleyip kadına veriyorlar. Evdeki çocuklarına ve böbrekleri alındığı için yatalak olan eşine götürsün diye. Kadın dua ediyor, “siz ne kadar büyüksünüz, siz ne kadar güzelsiniz, Allah sizden razı olsun”
Nesime tekrarlıyor kadının anlattıklarını “suya ekmek atıp kaynattım, çocuklarıma yedirdim” çok etkilendiği her halinden, alnındaki boncuk boncuk terlerden belli.
Kadın ve kızı önlerine konulan yemekten sadece pilav ve yoğurt yiyorlar. Nedenini merak ediyoruz. 3 gündür açlar ve hayatlarında görmediklerini söyledikleri bir yemek önlerine geliyor. Neden yememişlerdi acaba? Nesime “sevinçten” yiyemediler diyor.
Sebebini Mavi Masa görevlimiz Sultan’dan öğreniyoruz. Duyunca hepimizin başından aşağı kaynar sular dökülmesine neden olan bir neden bu. Kendisini sara hastası olan kadının eşi yıllardır çalışamıyor. Böbreklerinden rahatsız. Bu yüzden evlerine yiyecek bir şey kimi zaman giriyor, kimi zaman girmiyor. Dilenmiyorlar da yemek için. Olunca yiyorlar, olmayınca aç kalıyorlar. Bu yüzden tüm ailenin mideleri küçülüyor. Birkaç kaşık pilav ve yoğurdu ancak alıyor.
Sultan’dan ayrıca kadının yediği birkaç kaşık yemeği de çıkardığını öğreniyoruz. Çünkü bu bile yıllardır süren açlığın küçülttüğü midelerine çok gelmiş. Aman Allah’ım tüylerimiz bir kez daha diken diken oluyor. Sevinçten yiyemediklerini düşündüğümüz için zaten üzgünüz, ama isteseler de yiyemeyeceklerini duyduğumuzda tarif edilemez bir noktaya geliyoruz. Her şeyin son bulduğu, dünya adına, kendimiz adına hiçbir heva ve hevesin duyulmadığı, çaresizlikten elin kolun kalkmadığı, beynin düşünme yetisini kaybettiği uçsuz bucaksız bir noktaya...
Nesime küçük kızın da sağlıklı görünmediğini söylüyor. Çocuğa yaklaşmak istiyoruz, çocuk bizden kaçıyor diyor Nesime. Anlam veremiyor o da yaşadıklarına. Kadının evdeki küçük oğlunun da gözlerinden rahatsız olduğunu Sultan’dan öğreniyoruz.
Biraz daha anlattırsak, hepimiz göz pınarlarımızın ucuna kadar gelen yaşları tutamayıp bırakacağız. Nesime yemin ediyor yanımda param olsaydı ona verecektim diyor. Kadının Deniz Feneri’ne gelmek için bakkaldan 3 milyon borç aldığını da söylüyor ve ekliyor “dün onu görseydiniz yaşamak istemezdiniz, ama bugün kendi halime şükrediyorum, dünyanın en mutlu insanı olduğumu düşünüyorum”.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
   
Karma: 340
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3618
www.mnaal.org
|
 |
« Yanıtla #22 : 27 Eylül 2006, 17:02:56 » |
|
allahım ya millet açlıktan kırılıyo biz bur kıçı devirmiş yatıyoruz bide şikayet ediyoruz vicdanımı uyandırdın ramminq saol
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez; Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda, yeri samur döşeli; Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada, Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün? Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi; Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ; Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi; İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
|
|
|
|
RamminqsToné.
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #23 : 27 Eylül 2006, 17:06:50 » |
|
Ne demeK önmLi oLan sessiz kaLmamaK ki kaLmıyacağına inanıOrm vasiLy 0:)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
aASsuU
yürüyeN SoRuN**
Üye
   
Karma: 27
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 402
| eklentisist.
|
 |
« Yanıtla #24 : 09 Ekim 2006, 15:46:50 » |
|
bu tür fotoğraflar bnm babamdan amcamdan bana kalan bi dosyada hala duruyo..baktığın zaman ben kimim,nerdeyim dedirtiyolar...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|