Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: UnuTuLmayan KaReLer.  (Okunma Sayısı 490 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« : 27 Eylül 2006, 16:07:28 »


en iyi basın fotoğRafLaRı..


1955 Mogens von Haven, Danimarka
 28 Ağustos 1955'te çekilen bu fotoğrafta bir yarışmacı motokros şampiyonasında motosikletinden düşerken görüntülendi.




1956 Helmuth Pirath, Almanya
 İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'ne esir düşmüş bir Alman yıllar sonra kızıyla buluşuyor.




1957 Douglas Martin, ABD
 ABD'de sadece beyaz öğrencilerin devam ettiği Harry Harding Lisesi'ne kabul edilen ilk siyah öğrencilerden Dorothy Counts'ın okuldaki ilk günü. Tacizlere sadece 4 gün dayanabilmişti.




1958 Stanislav Tereba, Çekoslovakya
 Sparta Prag ve Bratislava arasındaki şampiyonluk maçından bir kare. Fotoğrafçı bu kareyi çektiğinde henüz 20'sindeydi.




1960 Yasushi Nagao, Japonya
 12 Ocak 1960. Sağcı öğrenci, Japon Sosyalist Parti lideri Asanuma'yı öldürmeden saliseler önce.

Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 27 Eylül 2006, 16:08:59 »



1963 Malcolm W. Browne, ABD
 Budist rahip Thich Quang Duc, Güney Vietnam Hükümeti'nin din adamlarına eziyet etmesini kendini yakarak protesto ediyor. Rahip yanarak ölürken hiç ses çıkarmadı ve kıpırdamadı.




1964 Donald McCullin, İngiltere
 Kıbrıs'ta bir Türk kadın Rumlar tarafından öldürülen kocasının yasını tutuyor. Olaydan çok etkilenen İngiliz McCullin, olaya fotoğrafçı gözüyle baktığı ve bir sosyal görevli gibi yardım edemediği için suçluluk duyduğunu itiraf ediyor.




1965 Kyoichi Sawada, Japonya
 Güney Vietnam'da anne ve çocukları ABD bombalarından kaçmak için nehri geçmeye çalışıyor.




1966 Kyoichi Sawada, Japonya
 ABD birlikleri Güney Vietnam'da Vietkong'lu ölü bir askeri sürüklerken. Ödülü 2 yıl üstüste kazanan Japon fotoğrafçı Swada'yı, tanık olduğu görüntüler onu o kadar yıprattı ki aldığı ödüllere hiç sevinemedi. Kamboçya'da bir görevdeyken 1970'de öldürüldü
.



1967 Co Rentmeester, Hollanda
 1967 Güney Vietnam. M48 tipi bir tankın komutanı objektiflere takıldı. Bu ödülü kazanan ilk Hollandalı olan Rentmeester, ödüllü fotoğrafı olağanüstü sıcak bir tankın üzerine uzanarak çekti.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 27 Eylül 2006, 16:12:03 »



1968 Eddie Adams, ABD
 1 Şubat 1968. Güney Vietnam Polis Şefi Nguyen Ngoc Loan, Viet Kong'lu olduğundan şüphelendiği genci öldürürken.




1969 Hanns-Jörg Anders, Almanya
 Anders, Kuzey İrlanda'da bir Katolik genci, İngiliz güçleriyle çatışmanın sürdüğü sıcak anlarda fotoğrafladı. Fotoğrafçı gözyaşartıcı bombanın etkisine girmeden sadece 2 kez deklanşöre basabildi.




1971 Wolfgang Peter Geller, Almanya
 Batı Almanya'da polis ve banka soyguncuları arasındaki çatışma.




1972 Ut Cong Huynh, Vietnam
 Güney Vietnam uçakları yanlışlıkla napalm bombasını bir köyün ortasına düşürdü. Fotoğrafçı (şimdilerde herkesin tanıdığı) küçük kızın yanan kıyafetlerini "Çok sıcak" diye bağırarak üzerinden atmasını unutamadığını açıkladı.




1973 Fotoğrafı kimin çektiği bilinmiyor
 Şili'de demokratik seçimle gelen Başkan Salvador Allende'nin askeri darbe sırasında ölümünden birkaç saniye öncesi. Fotoğrafı çeken kişinin "kişisel güvenliği" için adının açıklanmasını istemediği sanılıyor.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 27 Eylül 2006, 16:13:28 »



1974 Ovie Carter, ABD
 Nijerya'da kuraklık kurbanları.




1975 Stanley Forman, ABD
 Boston'da bir kadın ve bir kız apartmanın yangın merdiveninin çökmesiyle düşmeye başlıyorlar. Bu fotoğraf yılarca güvenlik kampanyalarında kullanıldı.




1976 Françoise Demulder, Fransa
 1976 Beyrutu'nda Filistinli mülteciler. Demulder ödülü kazanan ilk kadın fotoğrafçı oldu.




1977 Leslie Hammond, Güney Afrika
 Güney Afrika'da evlerinin yıkılmasını protesto eden halka polis gözyaşartıcı bombayla yanıt veriyor. Gözyaşartıcı bomba etkisini yakından hisseden Hammond, sadece birkaç poz çekebiliyor.




1978 Sadayuki Mikami, Japonya
 Ödüllü fotoğraf, Tokyo'da Narita havaalanının inşaasına karşı yapılan protestolar sırasında çekildi.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 27 Eylül 2006, 16:14:21 »










Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 27 Eylül 2006, 16:17:39 »



2000 Lara Jo Regan, ABD
 ABD'deki kaçak yaşayan göçmen Meksikalıların bir günü.




2001 Erik Refner, Danimarka
 Pakistan'daki kampa hayata veda eden bir Afgan mülteci çocuk cenazesi için hazırlanıyor.




2002 Eric Grigorian, ABD
 İran'da asker ve köylüler, depremde ölen kurbanlar için mezar kazıyorlar. Bir çocuk ise ölen babasının pantolonuna sıkı sıkı sarılmış, yanıbaşındaki boşluğa babasının gömülmesini bekliyor.




2003 Jean-Marc Bouju, Fransa
 Iraklı adam, savaş esirlerinin tutulduğu bölgede çocuğunu rahatlatmaya çalışıyor.




2004 Arko Datta, Hindistan
 Hint kadın, tsunami faciasında ölen yakını için ağlıyor.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 27 Eylül 2006, 16:21:05 »


1995 Lucian Perkins, ABD
 Çeçen savaşçılarla Rus ordusu arasında kalan Çeçen mülteciler otobüsle Grozni'ye yol alıyor. Otobüsün arka camından bakan çocuk ise tüm bu olanları sembolize etmek ister gibi.




1996 Francesco Zizola, İtalya
 Angola'daki iç savaşta öldürülen ve şok içinde yaşayan küçük çocuklar.




1997 Hocine, Cezayir
 Cezayir'de bir kadın ölü ve yaralıların getirildiği hastane kapısında ağlarken.




1998 Dayna Smith, ABD
 Kosova'ya Özgürlük Ordusu savaşçısı olan kocasının öldürülmesinin ardından akraba ve dostları cenazede acılı kadını rahatlatmaya çalışıyor.




1999 Claus Bjørn Larsen, Danimarka
 Yaralı Arnavut, mültecilerin yaşadığı sokaklarda bandajlar içinde yürüyor.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 27 Eylül 2006, 16:21:48 »



1990 Georges Merillon, Fransa
 Yugoslavya'nın Kosova'nın özerkliğini kaldırma kararının protesto edildiği gösteride ölen 27 yaşındaki Elshani Nashim'in evinde acı ve yas vardı.




1991 David Turnley, ABD
 ABD'li Çavuş Kozakiewicz, Körfez Savaşı'nda dost ateşi sonucu ölen en iyi arkadaşı Andy Alaniz'in ardından gözyaşlarını tutamıyor.




1992 James Nachtwey, ABD
 Somali'de bir anne, kıtlık sonucu ölen çocuğunun cansız bedenini kaldırıyor




1993 Larry Towell, Kanada
 Gazze Şeridi'ndeki Filistinli çocuklar oyuncak tabancalarıyla.




1994 James Nachtwey, ABD
 Ruanda'da bu adam Tutsi isyancılarıyla konuştuğu gerekçesiyle askerler tarafından bu hale getirildi.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 27 Eylül 2006, 16:38:42 »



1984 Pablo Bartholomew, Hindistan
 Hindistan'da bir kimyasal fabrikadan sızan zehirli gaz, bir çocuğun ölümüne yol açtı.




1985 Frank Fournier, Fransa
 Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü




1986 Alon Reininger, ABD
 ABD'li Ken Meeks'in cildi AIDS'e bağlı bir hastalıktan ötürü yaralarla kaplandı.




1987 Anthony Suau, ABD
 Güney Kore'de bir anne, Başkanlık seçiminde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla katıldığı gösteride tutuklanan oğlu için özür ve af diliyor.




1989 Charlie Cole, ABD
 Çin'de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 27 Eylül 2006, 16:39:31 »



1979 David Burnett, ABD
 Tayland'daki mülteci kampında yemek dağıtılmasını bekleyen Kamboçyalı anne, bebeğini korumaya çalışıyor.




1980 Michael Wells, İngiltere
 Uganda'da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ve bir misyoner.




1981 Manuel Pérez Barriopedro, İspanya
 Ödüllü kare, Albay Molina ve askeri polisin İspanya Parlamentosu'nu rehin aldığı 23 Şubat 1981'de çekildi. Rutin bir parlamento günü yaşayacağını zanneden İspanyol fotoğrafçı filmleri ayakkabısında sakladı.




1982 Robin Moyer, ABD
 Beyrut'taki kamplarda katledilen Filistinli mülteciler. ABD'li Moyer, dayanılmaz koku arasında fotoğrafları çekmeye çalışırken İsrailli askerlerin şakalaştığını duyuyordu. Katiller hiç bir zaman yargı karşısına çıkmadı




1983 Mustafa Bozdemir, Türkiye
 30 Ekim 1983'te Koyunören'de meydana gelen depremde, Türk annenin 5 çocuğunun ölüsünü gördüğü andaki tepkisi yürekleri parçaladı.
Logged
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
*****

Karma: 340
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3618


www.mnaal.org


« Yanıtla #10 : 27 Eylül 2006, 16:41:12 »

hepsi yüz karartıcı ama müthiş resimler çok saol etkileyiciydi
Logged

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.

İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.

Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.

Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.

Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.

Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.

Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : 27 Eylül 2006, 16:41:52 »


Sabra ve Şatilla'da 991 savunmasız Filistinli Ariel Şaron'un emriyle ve planıyla şehit edildi

Siyonist işgal rejiminin geçmişi hep zulüm, işkence ve katliamlarla doludur. Sabra ve Şatilla katliamı da her ne kadar Lübnanlı Falanjist militanlar tarafından gerçekleştirilmiş olsa da yukarıda da ifade ettiğimiz üzere o dönemde Lübnan'ı işgal altında tutan siyonist işgal güçlerinin gözetiminde ve istekleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.

Siyonist işgal devleti Şaron'un katliamdaki sorumluluğunu doğrudan bir sorumluluk olarak değil de "ihmal" olarak nitelemiştir. Oysa Şaron'un sorumluluğu sadece bir ihmal değil doğrudan katliamı planlama ve Falanjist militanlara ihale ederek gerçekleştirilmesini sağlama sorumluluğuydu.

Sabra ve Şatilla katliamının insanlık tarihinin şahit olduğu katliamların en vahşilerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Lübnan'ın açıklamasına göre öldürülen 991 kişiden sadece 328 kişinin kimliği tespit edilebildi. Saldırganlar öldürdükleri kişilerin cesetlerini tanınmaz hale getirdiklerinden çoğunun kimliği tespit edilemedi.

Bu katliamın birinci sorumlusu bugün İsrail işgal devletinin icra alanında birinci yetkilisi olan Ariel Şaron'dur. Şaron, Sabra ve Şatilla katliamındaki rolü dolayısıyla "Beyrut kasabı" diye anılır.

Katliam esnasında IDF adlı terör mekanizmasının şefi olan siyonist general Rafael Eitan katliam işini murakabe etti.

Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : 27 Eylül 2006, 16:42:33 »


İsrail işgal ordusu dün Filistinli göstericilere 4 füzeyle saldırarak 22 kişiyi katletti. İsrail ayrıca tanklardan da top mermisi ve makineli silahlarla ateş açarak katliamını gerçekleştirdi. Amerikan helikopterleri de Irak'ta bir düğünü vurdu. 45 Iraklı katledildi. Ölenlerin 15'inin çocuk olduğu öğrenildi.









İşkenceci Amerikan ordusunun Iraklı’lara yaptığı işkencelerle ile ilgili yeni fotoğraflar günyüzüne çıkmaya devam ediyor. Basına yansıyan fotoğraflar "diktatörlükleri yıkmak, özgürlük ve insan hakları götürmek" demagojsiyle dünyayı yakıp yıkan bir emperyalistin ahlak-sızlığını tüm dünyaya gösteriyor.





Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 27 Eylül 2006, 16:43:59 »


LÜßNAN



İsrail’in hava saldırısı sonucu evinin yıkılmasının ardından



düşen bir bombanın tahrip ettiği bölgede...



Toz ve duman bulutu altındaki İsrailli askerler!

www.cnnturk.com dan aLıntıdır.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : 27 Eylül 2006, 16:44:34 »


LÜßNAN



evi yıkılan arkadaşını teselli etmeye çalışıyor



barış Ortadoğu’dan şimdilik uzak



Beyrut’ta saldırılardan kaçan bir aile pikabın arkasına yerleşiyor

ßunLarda www.cnnturk.com dan aLınmıştır.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 27 Eylül 2006, 16:46:18 »




1985 Frank Fournier, Fransa
Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü..

1994 James Nachtwey, ABD
Ruanda'da bu adam Tutsi isyancılarıyla konuştuğu gerekçesiyle askerler tarafından bu hale getirildi

Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 27 Eylül 2006, 16:47:26 »



Bulgaristan’ın Başkenti Sofya’daki Çingene Mahallesi’ndeki kaçak yapılar, yani mahalle yıkılacaktı. Ancak insan hakları örgütlerinin ve çingenelerin karşı çıkışları sonucunda Sofya yerel yönetimi yıkım planlarını iptal etti. AP Ajansı’ndan Petar Petrov mahalleye gittiğinde bu fotoğrafı çekti. Çocuğun sabah mahmurluğu ile kaplı hüznü ne kadar da saftı. Sanki mahalle ‘o’ anda kendi derdini unutmuş, sadece duvarlarla değil topyekün ama sessiz, çocuğa yaslanacak bir teselli kucağı olmuştu. (Associated Press / Petar Petrov)


Kudüs’te Zeytindağı’nda, Filistinli gerillaların kaçırıp öldürdüğü İsrailli 18 yaşındaki Eliahu Asheri’nin cenazesi... Yakınlarından ikisi, gencin mezara konmasını izliyor. ‘O’ anda birinin duyguları çakır gözlerini başka yöne çeviriyor. Yüzünde yakınını öyle görmenin dehşeti diğeri ise ‘o’ ana kadar saklamış gibi, bakışlarında umudunu da bakışlarını kullanarak içine gömüyor. (Associated Press / Oded Balilty)


İsviçre’nin Zurih Kenti’ne yıldırım düşüyor. Ama fotoğrafçı bu kadar yakından yıldırım görüntüleyebilecek kadar şanslı, donanımlı ve becerikli ki ‘o’ an, gökyüzünün çatırdadığı ve öte tarafın göz kamaştırıcı ışığının göründüğü bir fotoğrafa dönüşüyor. (Associated Press / Keystone, Alessandro Della Bella)


]Filistin’de Gazze’de o sırada Filistin Halk Direniş Komiteleri Sözcüsü bir açıklama yapıyordu. Kaçırdıkları İsrailli askerin güvenli bir yerde sağ olduğunu anlatıyordu. Basın toplantısı izleyen AP Foto Muhabiri Hatem Moussa, orada bulunan yüzü maskeli bir Filistin Halk Direniş Komiteleri militanının yakın plan fotoğrafını çekiyordu. Basın toplantısında şiddet konuşuluyordu. Militanın gözlerinde de bir maske bulunuyordu. Kararlı, kayıtsız bakışın maskesi... Ama foto muhabiri, kanayan bir yaradan gelen kanın giysi üzerine yayılması gibi bakışlardaki maskeye dağılan hüznü kayda geçiriyordu. (Associated Press / Hatem Moussa)


Keşmir’in Hindistan’ın kontrolü altında bulunan bölgede 1947’den beri yaşanan sahnelerden biri. Hindistan’la Pakistan arasında iki ülkeyi savaşın eşiğine kadar getiren anlaşmazlık bir yana, çatışmalar yüzünden bu süre içinde 70 bin insan öldü. 26 Haziran’da polisin şüphelerine göre, ayrılıkçı militanlar 3 kişiyi öldürdü. O sırada öldürülenlerden birinin yakınları evin penceresinden cenazeyi izliyordu. AP Ajansı’ndan Rafiq Maqbool deklanşöre bastığında ışık yüz ifadelerini kullanarak 60 yıldır süregelen acının orada artık klasikleşmiş tablosunu oluşturuyordu. (Associated Press / Rafiq Maqbool)


Amerika’da Washington Eyaleti’ndeki Traycon’da Bay Jason Romero balık avlıyor. Ama bu harika fotoğrafın hikayesi aslında başka. O sırada orada hava çok durgun.Gökyüzü o elverişli havanın şerefine süslenmiş. Göl yüzeyi de bütün içtenliğiyle bu görsel şenliğe katılıp yansıtınca Bay Romero farkında olmadan gökyüzünden balık tutmaya başlamış. (Associated Press / Kitsap Sun, Larry Steagall)


Genç adam bir Amerikalı asker... Wisconsin Eyaleti’ndeki Oshkosh Kenti’nde birliğiyle Irak’a sevkedilmek üzere ailesinden ayrılıyor. Duygular çok güçlü... Ağlamanın yanısıra kendisine el sallayan ailesine bakışlarıyla uzanıyor. Ve bu duygu yoğunluğundan sanki otobüsün camı ortadan kalkmaya yüz tutuyor da meslektaşımız bu büyülü anı kayda geçiriyor. (Associated Press / Oshkosh Northwestern, Laura May)


Sri Lanka’da 15 Haziran günü içinde çocukların da bulunduğu bir otobüs, şüphelere göre, Tamil Gerillaları’nın döşediği bir mayının üzerinden geçince patladı. Hepsi aynı köyden 15’i çocuk 64 kişi can verdi. Fotoğraf, toplu cenaze töreninin son aşamasını gösteriyor. Toplu mezara toprak doldurulurken güneş, gölgeleriyle de olsa ölenlerin yakınlarına son bir yakın veda olanağı veriyor. (Associated Press / Manish Swarup)


Erişkin bir Rockeye Somon balığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho Eyaleti’nde bulunan bir laboratuardaki kavanozun içinden bakıyor. Rockeye Somonlarının nesli aşırı avlanma yüzünden tükenmek üzere. Elbette bu balığın her zamanki bakışı. Ama ‘o’ anda türünün neslini tüketen insan nesline “Bunu bana nasıl yaparsınız?” dehşetiyle bakıyor. (Associated Press / The Idaho Statesman, Darin Oswald)


noT:ntvmsnbc.com'dan aLıntıdıR..

Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #17 : 27 Eylül 2006, 16:48:06 »



Sudan'ın batısındaki Darfur’da 2003 Şubatı’nda başlayan ayaklanmadan bu yana, otuz bine yakın sivil ve milis öldü. Bir milyondan fazla kişi köylerini terk etmek zorunda kaldı. Yüz binden fazlası da Çad’a sığındı. Geride kalanlarsa açlık ve sefaletle mücadele ediyor. Fotoğraf, Darfur Barış Anlaşması’na muhalefet eden Sudan Kurtuluş Ordusu'nun merkezi sayılan Finna kentindeki bir kampta çekilmiş. Gözleri kan içinde kalmış bu adam da Kurtuluş Ordusu'nun üyelerinden biri. Karede görülmüyor ama ‘o’ anda Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi Mia Farrow da kampta incelemelerde bulunuyor.



El Kaide'nin Irak'taki yeni lideri olarak Şeyh Ebu Hamza El Muhacir'in belirlemesinin ardından bugün yedi ayrı yerde saldırı oldu, 20'den fazla insan öldü. Ve bu Iraklı kadının bakışlarına yansıdığı gibi korku, endişe ve ümitsizlik daha da arttı. Fotoğraf, Şiiler için kutsal sayılan Kerbela'da çekilmiş. Kamıştan yapılmış evindeki bir aralıktan ürkerek bakan bu kadının gözleri herşeyi anlatmaya yetiyor aslında.



Su hayattır ama fazlası canlıları, doğayı, kentleri yok eder. Geçtiğimiz hafta Hindistan muson yağmurlarına yine yenik düştü ve toprak kaymaları, sular altında kalan evler, çok sayıda insanı mağdur etti. Sular altında kalan köylerden biri de Oyray'dı. Her yer suyla kaplanmıştı ama içmek için de suya ihtiyaç vardı. İşte bu çocuk da suyun üstünde kalan bir tulumbadan su çekiyor ‘o’ anda...



Japon Sumo güreşçileri iyi niyet ziyareti yaptıkları İsrail’de gösteride. Koca ve ağır vücutların ne kadar esnek olduklarını kanıtlıyorlar. Bu sahneden amaç, sumonun estetik yanı da olduğunu göstermekse eğer, amaçlarına ulaşıyorlar. Biraz...



Sudanlılar, ülkelerindeki karışıklıktan kaçıp İsrail’e geçti. Sığınma talep ettiler ve kendileriyle birlikte olan 197 kişiyle hapse atıldılar. Arap gerillaların zulmünden kaçtıkları için İsrail’in kendilerini kabul edeceğini düşündüler. Duruşlarından ‘o’ anda ve o açıdan bile yaşadıkları hayalkırıklığını yansıtıyorlardı. Maasiyahu Cezaevi avlusunda ‘o’ anda gölgeler tarafından bile hapsediliyorlardı.

Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : 27 Eylül 2006, 16:48:50 »




Fotoğraf Amerikan Ordusu tarafından uluslararası haber ajanslarına verildi. Irak’ın kuzeyinde iki Iraklı, bir kontrol noktasında araçlarının Amerikan askerleri tarafından aranmasını seyrediyor. Ordu fotoğrafçısı Çavuş Jacop Bailey ‘o’ anı saptarken güneşe karşı çekim yaptığından kamerasının diyaframını kısmış. Bu durum, ‘o’ anın gerçeklerinin de kısılmasına yolaçmış.



Sırbistan’da Arnavut kökenli bir kadın evinin penceresinden bakıyor. Doku, çizgiler, bunların kadının yalnızlığını öne çıkarması açısından iyi bir fotoğraf. Oysa bu haber fotoğrafı. Haberse şu: “Sırbistan Devlet Başkanı Karabağ’ın referandumla ayrılmasından sonra Avrupa Birliği’nin ortaya çıkan gerilimi yumuşatmak için yaptığı öneriyi reddetti.”



Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho Eyaleti semalarında çok ender görülen ve buna koşut olarak çok güzel bir doğa olayı. Türkçe’ye “Yüksek Ufuk Yayı” diye çevrilebilen bir tabiat sürprizi. Güneş ışınları bu olay gerekli bir sırada dizilmiş buz kristallerinin arasından geçince oluşan görüntü. Sanki gökyüzündeki görünmez bir dev varlığın saçları güneş ışınlarına yakalanıyor da meslektaşımız bu sırrı yakalıyor.



Sudan Darfur’da Arap kökenli gerilla gruplarının zulmüne maruz kalan yüzbinlerce insan yerinden oldu. Sayıları 3 milyona ulaştı. Mayıs ayının sonunda çatışma bölgelerinden kaçan bir grup, Mısır üzerinden İsrail’e geçerek siyasi sığınma talep etti. Hepsi hapsedildi. İçlerinden birini demir parmaklıklar arkasında gösteren ‘o’ an, içlerindeki hayal kırıklığının, biraz öfkenin, gözlerden dışa vurumunu göstermekteydi.


 
Güneydoğu Asya’nın çiçeği burnunda ada devleti Doğu Timor’da iç karışıklık var. Ülkede çeteler savaşı yaşanıyor. Ülkede kanun hakimiyeti ve düzen sağlamak için gönderilen Avustralya askerleri zorlanıyor. Başkent Dili sokaklarında yüzünü gizleyerek dolaşan bu çocuk ‘o’ anda gözleriyle daracık aralıktan durumun vehametini anlatıyor.


 
Kabil’de bir engelli genç, elbisesini kurutuyor. Fotoğrafçı Rodrigo Abd’ın çektiği fotoğrafta bilgi olarak da şu yazıyor : “Son olaylardan sonra Kabil’de hayat normale dönüyor...”



Soldan sağa; Arun 3 yaşında, Gopika 2 yaşında ve Subiksha 4 aylık. Üçü de HIV taşıyor. Üçü de AIDS yüzünden öksüz. Hindistan’da kendileriyle birlikte bakılan ve aynı durumda olan 36 çocukla birlikte bir yetimhanede barınıyorlar. Yaklaşık 6 milyon enfekte insanla dünyanın en fazla HIV taşıyıcısı veya AIDS hastası bulunan ülkesinde yaşıyorlar. Altlarına serilen veya üzerlerine örtülenler olmasa ne kadar da yalnızlar.
Logged
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : 27 Eylül 2006, 16:55:35 »

:'( )): ),:
Logged
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
*****

Karma: 340
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3618


www.mnaal.org


« Yanıtla #20 : 27 Eylül 2006, 16:57:24 »

al benden de o kadar neden bütün naneye büyükler yerken fatura hep çocuklara yani küfür etmemk için zor tutuyorum 
Logged

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.

İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.

Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.

Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.

Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.

Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.

Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #21 : 27 Eylül 2006, 17:00:06 »

onnaR büyük mü'!?. >:( ..

"Açız!"

Önce derin bir "ay" çekiyor Nesime. "Anlatamam" diyor. "Nasıl başım ağrıyor, bak ellerim titriyor dünden beri." Dün yaşadıklarını anlatmasını istediğimizde hakikaten panik oluyor, sanki hayatındaki en büyük korkusu karşısına çıkmış gibi irkiliyor ve elleri titriyor. Zorluyoruz Nesime'yi, böyle hayat derslerine ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. İstemeye istemeye başlıyor anlatmaya...
Anlatırken altında ezildiği yükün ne kadar büyük olduğu, ne kadar acı çektiği yüzünden, titreyen ellerinden belli oluyor.
Daha başlar başlamaz boncuk boncuk terliyor.

Yemek saatinin sonuydu, servis bitmiş temizliğe başlamıştım, bir ses geldi, ağlayan bir çocuk sesi gibiydi diyor. Tekrar yaşadığı her halinden belli olan o anı şöyle anlatıyor Nesime.

- Dışarı çıktım, kadın nasıl ağlıyor, bana dedi ki; "abla 3 günden beri çok açım, akşam suyu koydum kaynattım, içine ekmek doğrayıp çocuklarıma yedirdim"

Hiç bir şey yememişler yani hiçbir şeyleri yokmuş. Kadını ve kızını içeri yemekhaneye götürdüm. Siz oturun ben size yemek getireyim dedim. Oturttum, yemek tepsisini hazırlayıp önüne koyar koymaz kadın ellerime sarılıp öpmeye başladı. Ellerimi kurtarmaya çalıştım, kadın nasıl sarılıyor bana, ağlıyor. Kadın bayıldı. Şaşırdım, panik oldum, elim ayağım titredi. Yemekhanede görevli diğer arkadaşları çağırdım, kadını ayılttılar. Kadın konuşamıyor, yemekhane görevlileri ağlıyor, ben ağlıyorum... Kadını oturttuk, kadın hala ellerimi öpüyor, “bu yemekler çok güzel, çok güzel, biz hiç böyle yemek görmedik, yemedik” diyor.

Büyük bir heyecanla olayı anlatan Nesime’nin sözünü keserek yemekte ne olduğunu soruyoruz. Domates çorbası, pilav, tavuk ve irmik helvası olduğunu öğreniyoruz. Ve öğreniyoruz ki aslında yemek saati bittiği için, bu yemeklerin bir kısmı Nesime’nin sonra yemek üzere dolaba koyduğu kendi hakkı olan yemekler. Kadın aç olduğunu söyleyince Nesime “onun kısmeti” diyerek kendi yemeklerini ona veriyor.

Nesime kadının sözlerini tekrar tekrar aktarıyor bize: “bu yemekler çok güzel, çok güzel, biz hiç böyle yemek görmedik, yemedik!, Siz ne kadar büyüksünüz, Allah sizden razı olsun.! Nesime kadının yerine az kalsın ben bayılacaktım, fenalaştım diyor.

Yemekhanede görevli arkadaşlar kalan ekmekleri ve yemekleri paketleyip kadına veriyorlar. Evdeki çocuklarına ve böbrekleri alındığı için yatalak olan eşine götürsün diye. Kadın dua ediyor, “siz ne kadar büyüksünüz, siz ne kadar güzelsiniz, Allah sizden razı olsun”

Nesime tekrarlıyor kadının anlattıklarını “suya ekmek atıp kaynattım, çocuklarıma yedirdim” çok etkilendiği her halinden, alnındaki boncuk boncuk terlerden belli.

Kadın ve kızı önlerine konulan yemekten sadece pilav ve yoğurt yiyorlar. Nedenini merak ediyoruz. 3 gündür açlar ve hayatlarında görmediklerini söyledikleri bir yemek önlerine geliyor. Neden yememişlerdi acaba? Nesime “sevinçten” yiyemediler diyor.

Sebebini Mavi Masa görevlimiz Sultan’dan öğreniyoruz. Duyunca hepimizin başından aşağı kaynar sular dökülmesine neden olan bir neden bu. Kendisini sara hastası olan kadının eşi yıllardır çalışamıyor. Böbreklerinden rahatsız. Bu yüzden evlerine yiyecek bir şey kimi zaman giriyor, kimi zaman girmiyor. Dilenmiyorlar da yemek için. Olunca yiyorlar, olmayınca aç kalıyorlar. Bu yüzden tüm ailenin mideleri küçülüyor. Birkaç kaşık pilav ve yoğurdu ancak alıyor.

Sultan’dan ayrıca kadının yediği birkaç kaşık yemeği de çıkardığını öğreniyoruz. Çünkü bu bile yıllardır süren açlığın küçülttüğü midelerine çok gelmiş. Aman Allah’ım tüylerimiz bir kez daha diken diken oluyor. Sevinçten yiyemediklerini düşündüğümüz için zaten üzgünüz, ama isteseler de yiyemeyeceklerini duyduğumuzda tarif edilemez bir noktaya geliyoruz. Her şeyin son bulduğu, dünya adına, kendimiz adına hiçbir heva ve hevesin duyulmadığı, çaresizlikten elin kolun kalkmadığı, beynin düşünme yetisini kaybettiği uçsuz bucaksız bir noktaya...

Nesime küçük kızın da sağlıklı görünmediğini söylüyor. Çocuğa yaklaşmak istiyoruz, çocuk bizden kaçıyor diyor Nesime. Anlam veremiyor o da yaşadıklarına. Kadının evdeki küçük oğlunun da gözlerinden rahatsız olduğunu Sultan’dan öğreniyoruz.

Biraz daha anlattırsak, hepimiz göz pınarlarımızın ucuna kadar gelen yaşları tutamayıp bırakacağız. Nesime yemin ediyor yanımda param olsaydı ona verecektim diyor. Kadının Deniz Feneri’ne gelmek için bakkaldan 3 milyon borç aldığını da söylüyor ve ekliyor “dün onu görseydiniz yaşamak istemezdiniz, ama bugün kendi halime şükrediyorum, dünyanın en mutlu insanı olduğumu düşünüyorum”.

Logged
vasily_zeitsev
Co-Admin
Üye
*****

Karma: 340
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3618


www.mnaal.org


« Yanıtla #22 : 27 Eylül 2006, 17:02:56 »

allahım ya millet açlıktan kırılıyo biz bur kıçı devirmiş yatıyoruz bide şikayet ediyoruz
vicdanımı uyandırdın ramminq saol
Logged

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.

İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.

Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.

Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.

Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.

Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.

Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez
RamminqsToné.
Ziyaretçi
« Yanıtla #23 : 27 Eylül 2006, 17:06:50 »

Ne demeK önmLi oLan sessiz kaLmamaK ki kaLmıyacağına inanıOrm vasiLy 0:)
Logged
aASsuU
yürüyeN SoRuN**
Üye
*****

Karma: 27
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 402


| eklentisist.


« Yanıtla #24 : 09 Ekim 2006, 15:46:50 »


  bu tür fotoğraflar bnm babamdan amcamdan bana kalan bi dosyada hala duruyo..baktığın zaman ben kimim,nerdeyim dedirtiyolar...
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: